Turkish-English translations for boğulma:

asphyxiation, asphyxiate · strangulation, strangulate · suffocation · asphyxia · other translations

boğulma asphyxiation, asphyxiate

İkinci kurban Louise Perry'nin ölüm nedeni de karbon monoksit zehirlenmesine bağlı boğulma. Ama hepsi bu kadar da değil.

The second vic Louise Perry's COD is asphyxiation due to carbon monoxide poisoning, but that's not all there is.

Ve evet, anoksik beyin hasarı boğulmayı kesinlikle destekliyor.

And, yes, the anoxic brain damage certainly supports asphyxiation.

Elle boğulma sonucu nefessiz kalmış.

Asphyxiation via manual strangulation.

Click to see more example sentences
boğulma strangulation, strangulate

Boğulma yok, kırmızı kurdele de yok.

No strangulation, no red ribbon.

Ölüm nedeni oldu boğulma elle boğma nedeniyle.

C.O.D. was asphyxiation due to manual strangulation.

Bıçak yaraları, boğulma

Stab wounds, strangulation

Click to see more example sentences
boğulma suffocation

Siyah sadece karanlık ve boğulma değil.

Black is not only darkness and suffocation.

Bu da boğulmayı işaret ediyor, böbrek yetmezliği değil.

That's consistent with suffocation, not kidney failure.

Adli tıp boğulma olduğunu düşünüyor.

Coroner thinks it was suffocation.

Click to see more example sentences
boğulma asphyxia

Aşırı doz olmadığını biliyoruz boğulma, enfeksiyon veya anevrizma da değil.

So we know it's not an overdose, asphyxia, infection, or aneurysm.

Birkaç peteşiyal kanama noktası boğulma işareti olabilir.

A few pinpoint petechial hemorrhages Could indicate asphyxia.

Bu da ölüm sebebinin hipotermi değil boğulma olduğunu gösterir.

Which suggests asphyxia as cause of death, not hypothermia.

Click to see more example sentences