Turkish-English translations for boşluk:

spacing, space · void · emptiness, empty · gap · loophole · blankness, blank · hole · vacuum · cavity · empty space · opening · vacancy · hollowness, hollow · clear · margin · sinus · white space · wilderness · clearance · other translations

boşluk spacing, space

Bir dahaki sefere, teğmen için bir boşluk olacak sonra da belki albay, albaya bahşiş.

Next time, there'll be a space for a lieutenant then maybe a colonel, tip the colonel.

Bir sürü ışık ve boşluk.

Lots of light and space.

Sadece uzay boşluğu, değil mi?

Just empty space, right?

Click to see more example sentences
boşluk void

Fakat bu boşluk. Bu, bunun her zaman mümkün olmadığını kanıtlıyor.

But this void this proves that that's not always possible.

Eksik bir şeyler, bir boşluk vardı.

There was something missing, a void.

bir boşluk var

there is a void

Click to see more example sentences
boşluk emptiness, empty

Sadece bir boşluk var

There's just an empty space

Sadece uzay boşluğu, değil mi?

Just empty space, right?

Uyuyan Kung fu seni boşlukta ve özgür hissettirecek tıpkı Bailong'un şimdi hissettiği gibi.

Sleeping Kung fu will make you see emptiness and feel free like Bailong is feeling now.

Click to see more example sentences
boşluk gap

Yani daha önce de sana söylediğim gibi bir sürü karışıklık, bir sürü boşluklar var

No well, I told you before there was a lot of confusion, a lot of gaps

Üzgünüm bir boşluk var.

Sorry, I've got a gap.

Büyük bir boşluk bırakıyor.

'It leaves a tremendous gap'

Click to see more example sentences
boşluk loophole

John Ross, Elena'nın Sue Ellen'la olan sözleşmesinde yasal bir boşluk buldu.

John Ross found a loophole in Sue Ellen's contract with Elena.

Senin için bir boşluk buldum.

I found a loophole for you.

Nedir bu, yasal bir boşluk mu?

What is this, a loophole?

Click to see more example sentences
boşluk blankness, blank

Diyor ki, "Usta Satranç Sertifikası sunulmuştur" burada bir isim için bir boşluk var

It says, "Master Chess Certificate awarded to" and there's a blank here for a name

Yıllar sonra, Rip, yoğun bir psikoterapiden sonra boşlukları doldurmaya başladı.

Years later, Rip, after intensive psychotherapy, started filling in the blanks.

Buraya bir boşluk çiziyorum.

I'm drawing a blank here.

Click to see more example sentences
boşluk hole

Evet ama şu an davada küçük de olsa bir boşluk var.

Yeah, but there's a little bit of a hole in the case, now.

Şimdi derin bir boşluk var.

Now, that's a deep hole.

İçimde bir boşluk var.

There's a hole inside me.

Click to see more example sentences
boşluk vacuum

Çok cesur bir karardı ancak bu karar, ülkeyi siyasi bir boşlukta bıraktı.

A very brave decision which has, however, left the country in a political vacuum.

Her zaman oluyor, güç boşluğu var.

Happens every time there's a power vacuum.

Dışarıda hava falan yok, tam bir boşluk.

There's no air out there. It's a complete vacuum.

Click to see more example sentences
boşluk cavity

Bu adam, bir boşluk var bu konuda bilmek istiyorum.

This man has a cavity, want to know about it.

Her şey normal, karın boşluğu dışında.

Everything is normal except the abdominal cavity.

Kaş çıkıntısı ve sinüs boşluğu küçük.

Brow ridge and sinus cavity are small.

Click to see more example sentences
boşluk empty space

Sadece bir boşluk var

There's just an empty space

Burası sadece kocaman bir boşluk.

It's just a big empty space.

Sadece uzay boşluğu, değil mi?

Just empty space, right?

Click to see more example sentences
boşluk opening

Jack, şelalenin arkasında bir mağara var ve mağaranın arkasında da büyük bir boşluk.

Jack, there's a cave behind the waterfall. and a huge opening behind the cave.

Bir boşluk var ve ben de orayı istiyorum.

Uh, there's a spot open and I want it.

Evet, bir boşluk var.

Yes, there's a spot open.

Click to see more example sentences
boşluk vacancy

Özür dilerim bugün hiç boşluk yok.

I'm sorry, there are no vacancies today.

Ben sadece anlamaya gibi, sizin boşluk gizlemek ve bana kamufle sağlar.

I just figure, like, hide your vacancy and let me dazzle.

Sadece boşluk var

Just a vacancy

boşluk hollowness, hollow

O soğuk, boşluk duygusu neredeyse gitti.

That cold, hollow feeling is almost gone.

Ama gerçek şu ki, ben kendimi boşlukta hissediyorum. boş bir teneke gibi.

But the truth is, I feel I feel hollow, like an empty can of Tizer.

Burada bir paravan ya da boşluk olmalı.

There is a seam here or a hollow spot.

boşluk clear

Koltuk altları temiz Cerrahi boşluklar temiz görünüyor.

Chatting with you. Axilla's clean. Surgical margins look clear.

Göğüs boşluğu temiz.

Thoracic cavity clear.

boşluk margin

Koltuk altları temiz Cerrahi boşluklar temiz görünüyor.

Chatting with you. Axilla's clean. Surgical margins look clear.

Farklı kenar boşlukları, farklı aralıklar.

Different margins, different spacings.

boşluk sinus

Kaş çıkıntısı ve sinüs boşluğu küçük.

Brow ridge and sinus cavity are small.

Sinüslerdeki şu boşluğu görüyor musun?

You see this paranasal sinus cavity?

boşluk white space

Açıkçası, ben iyiyim demiyorum Afrikalı bir beyaz boşluk Mesih.

Obviously, I'm not saying I'm an African, white space Christ.

boşluk wilderness

Bu beyaz yaban, bu boşluk, Kuzey Kutup Noktası.

This white wilderness, this emptiness, is the North Pole.

boşluk clearance

İskele tarafında üç metre boşluk var sancak tarafında bir buçuk metre.

Three metres clearance portside. One and a half metres starboard.