Turkish-English translations for boru:

pipe, piping · pipeline · tube, tubing · horn · duct · drain · conduit · trumpet · bugle · bore · other translations

boru pipe, piping

Amcam Leo bana bir adım var benim beşinci doğum günü için boru ve o zamandan beri şarkı oldum.

My Uncle Leo he got me a pitch pipe for my fifth birthday and I've been singing ever since.

Bakır borular da var, ben sadece bakır boru kullanırım.

Then there's copper, which is the only pipe I use.

Tahta bir boru, Poirot.

A wooden pipe, Poirot.

Click to see more example sentences
boru pipeline

Bu boru hattı işi Cliff ve Ryland'ın ve şimdi de Valinin bu işte birlikte olduklarını kanıtlıyor. Evet.

This pipeline proves that Cliff and Ryland and now the Governor are in this together.

O depoları besleyen en yakın boru hattı nerede?

Where's the closest pipeline that feeds those tanks?

Bu yeni boru hattı bizim geleceğimizi garantileyecek.

The new pipeline will guarantee our future.

Click to see more example sentences
boru tube, tubing

Bu minik alüminyum boru en iyi arkadaşın olmak üzere.

This little aluminum tube is about to become your best friend.

Bu bir şok borusu.

That's a shock tube.

Bir boru ya da tüp gibi bir şekli var.

Something shaped like a pipe or a tube.

Click to see more example sentences
boru horn

Bu boru sihirli olsun ya da olmasın, bizi bir araya getirdi.

Whether this horn is magic or not, it brought us together.

Büyük bir borusu olan bir şövalye hakkında.

It's about this knight who has a big horn.

Şef Kartal Borusu.

Chief Eagle Horn.

Click to see more example sentences
boru duct

Boru bandı daha iyi olurdu. Boru bandı.

Duct tape would be better. Duct tape. Okay.

Boru bantı sizi akıllı yapar.

Duct tape makes you smart.

Ana havalandırma borusu.

Main ventilation duct.

Click to see more example sentences
boru drain

Bu kadının boruları hep tıkanmış değil mi?

That woman's drain is always clogged, isn't it?

Dinle, dinle, boruların içinde canavarlar var.

Listen, listen, there's monsters in the drain.

Yüksek miktarda boru açıcı sıvı içtim.

I drank copious amounts of drain-cleaning fluid.

Click to see more example sentences
boru conduit

Sadece standart borular ve güç bağlantı noktaları.

Just the standard conduits and power juncture ports.

Peki ya bu su borusu?

What about this conduit?

Bu bir izomanyetik borusu.

That's an isomagnetic conduit.

boru trumpet

Lal taşından bir broş, bir baston ve bir kulak borusu.

With a garnet brooch, a cane and an ear trumpet.

Onlar boru çiçeğidir.

They're trumpet pitchers.

Borazancilara söyle toplan borusu calsinlar.

Tell the trumpeters to sound assembly.

boru bugle

Ben bir çocuğun borusunu çaldım ve sen onlara iki çuval kum verdin?

I blew a soldier boy's bugle and you gave them two bags of sand?

Tilkiler, av köpekleri, borular, bu tür şeyler işte.

Foxes, hounds, bugles, that kind of thing.

boru bore

Boru konuşmaları çok sıkıcı.

Well, pipe talk's boring.