Turkish-English translations for bu arada:

by the way · meanwhile · meantime · in the meantime · incidentally · in the meanwhile · at this time · other translations

bu arada by the way

Bu arada, bunu yaptığın için çok teşekkür ederim baba.

Thank you so much for doing this, by the way, dad.

Bu arada şu adam kim?

By the way, who's that guy?

O nasıl gidiyor, bu arada?

How's all that going, by the way?

Click to see more example sentences
bu arada meanwhile

Bu arada sen kendine bir bardak çay koy ve dinlen.

Meanwhile, you can make yourself a cup of tea and relax.

Hangisini istersen ama bu arada benim geleceğim parlak görünüyor.

Whatever you want to do but meanwhile, my future looks bright.

Bu arada, elimizde senin aletlerini kan için arama izni var.

Meanwhile, we have a warrant to examine your tools for blood.

Click to see more example sentences
bu arada meantime

Ve bu arada, herhangi bir şeye ihtiyacın olursa beni ara ya da bir şey olursa, tamam mı?

And in the meantime, you call me if you need anything, or if anything happens, okay?

Bu arada benim uğraşmam gereken daha önemli şeyler var.

In the meantime, I have more important things to deal with.

Bu arada, Şu yaratık hâlâ buralarda bir yerde.

In the meantime, that creature is still out here.

Click to see more example sentences
bu arada in the meantime

Ve bu arada, herhangi bir şeye ihtiyacın olursa beni ara ya da bir şey olursa, tamam mı?

And in the meantime, you call me if you need anything, or if anything happens, okay?

Ama bu arada, ben, sizin de söylediğiniz gibi özgür bir adamım.

But in the meantime, I am, as you said, however A free man.

Bu arada bir şey çaktırma, her şey normalmiş gibi davran.

In the meantime, play it cool, act like everything's normal.

Click to see more example sentences
bu arada incidentally

Bu arada, bir kaç gün içinde önemli bir alıcı gelecek.

Incidentally, there's an important buyer coming by in a few days.

Bu arada benim adım Isabelle.

Incidentally, my name is Isabelle.

Bu arada, aklıma gelmişken, şey değil. Hayır.

And, uh, incidentally, it's not "stuff." No.

Click to see more example sentences
bu arada in the meanwhile

Bu arada, iki deli kardeş New York'ta, öldürmek için Danny'yi arıyorlardı.

Meanwhile, the two crazy brothers are in New York looking to kill Danny.

Bu arada başka yerlerde de başka şeyler oluyordu: Stalingrad Savaşı

Meanwhile, in other places, other things were happening: the Battle of Stalingrad,

Bu arada Berlin'de yeni Şansölye her şeyi yasaklıyor.

Meanwhile, in Berlin, the new Chancellor is prohibiting everything.

Click to see more example sentences
bu arada at this time

Bu arada McKinney ve henderson ortalıkta gözükmüyordu.

At this time, McKinney and Henderson aren't around.