Turkish-English translations for bu:

this · its, it · the · these · such a · present · one of them · other translations

bu this

Ve bu senin için.

And this is for you.

Bu ne için biliyor musun?

You know what this is for?

Peki bu? Nedir bu?

And what, What is this?

Click to see more example sentences
bu its, it

Ama bu benim için değil.

But it's not for me.

Hayır, bu çok iyi değil.

No, it's not very good.

Ama bu iyi, değil mi?

But that's good, isn't it?

Click to see more example sentences
bu the

Bu, bu da ne böyle?

What the what is this?

Bu adam benim için bir baba gibi.

The man is like a father to me.

Bu adam benim en iyi arkadaşımı öldüren adam.

Okay? This is the man who killed my best friend.

Click to see more example sentences
bu these

İyi insanlar var kötü insanlar var ve bir de bunlar var.

There's good people, there's bad people, and then there's these people.

Bunlar ne için peki?

And what are these for?

Bu adamlar daha ne kadar burada olacak?

How long are these guys going to be here?

Click to see more example sentences
bu such a

Biliyor musun, belki de bu iyi bir fikir değil.

Oh, you know what? Maybe this isn't such a good idea.

Bu gece bir araya gelmemiz bence çok da iyi bir fikir değil.

I don't think us getting together tonight is such a good idea.

Belki de bu evlilik pek de iyi bir fikir değildir.

Maybe this wedding isn't such a good idea.

Click to see more example sentences
bu present

Aslında, benden bir daha asla hediye almayacaksın. Bu beni çok ama çok mutlu eder.

In fact, you'll never get another present from me again. well, that makes me very, very happy.

Bu benim için bir hediye mi?

Is it a present for me?

Bu hediye ikimiz içindi ve sen de gerçekten gitmek istedin.

It was a present for us both and you really wanted to go.

Click to see more example sentences
bu one of them

Ama bu onlardan biri değil, adamım.

But this isn't one of them, man.

Bu kız da onlardan biri.

That girl is one of them.

Bu onlardan biri mi?

Is that one of them?

Click to see more example sentences