Turkish-English translations for bulanık:

blurry · blurred, blur · fuzzy · cloudy · vague · murky · indistinct · other translations

bulanık blurry

Yani Tanrı biliyor hala mücadele ediyorum ama bu son iki hafta herşey gerçekten çok bulanık.

I mean, God knows I still struggle, but these last two weeks, they've just been really blurry.

Yüz tanıma programını çalıştırdık ama görüntü çok bulanık.

Ran facial recognition But the image is too blurry.

Ve bana sakın biraz bulanık olduğunu söyleme.

And don't tell me it's all a little blurry.

Click to see more example sentences
bulanık blurred, blur

Mide bulantısı, uyuşukluk, geceleyin terleme, kabızlık, ishal bulanık görme, susuzluk.

Nausea, drowsiness, night sweats, constipation, diarrhea, blurred vision, thirst.

Ağız kuruluğu çarpıntı, bulanık görme, sinirlilik. Mide bozukluğu.

Dry mouth, palpitations, blurred vision, irritability, upset stomach.

Az önce atıştırma odası dedin ve her şey bulanıklaştı.

You just said snack room and everything blurred.

Click to see more example sentences
bulanık fuzzy

Kırık kemikler ve birkaç yara bulanık hafızaları için hızlı bir tedavi olabilir.

Broken bones and a few injuries might be a quick cure for a fuzzy memory.

Her şey biraz bulanık.

Everything's a little fuzzy.

Bulanık ızgara peynir

Fuzzy grilled cheese

Click to see more example sentences
bulanık cloudy

Hasta insanlar bazen gri görünür veya bulanık beyaz.

Sick people sometimes look gray or cloudy white.

Gözler hâlâ bulanık bizim.

Our eyes are still cloudy.

Aklım biraz bulanık da.

My mind's a little cloudy.

Click to see more example sentences
bulanık vague

Ama şimdi çok bulanık.

It's too vague right now.

Sadece bulanık bir his.

It's a vague hunch.

Bulanık tahminler, çok uzun molalar.

Vague predictions, lengthy pauses.

bulanık murky

Ölü yapraklar, yıkanmamış hayvanlar ve bulanık göl suyu.

Like dead leaves, unwashed animals and murky lake water.

Bu bulanık bir iş.

This is a murky business.

bulanık indistinct

Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsizdi.

And everything he sees is blurred and indistinct.