Turkish-English translations for bulunmak:

found · have · be · make · present · sit · offer · to be found · situated · exist · lie · appear · attend · reside · include · turn up · stand · be present · other translations

bulunmak found

Ama sonra daha önemli bir şey bulduk.

But then we found something more important.

Ama bana yardım etmek için zaman buldunuz?

But you found the time to help me?

Sanırım az önce onu bulduk.

I think we just found it.

Click to see more example sentences
bulunmak have

Bu şehirde iyi bir koca bulmak ne kadar zor hiçbir fikrin var mı?

Do you have any idea how difficult it is to find a good husband in this town?

Annen ve kız kardeşin beni buldular ve bana yardım ediyorlar.

Your mother and your sister found me, and have been helping me.

Önemli birşey bulmuş olabilir mi?

Could he have found something important?

Click to see more example sentences
bulunmak be

Sadece bir gece kullanmak için bu şehirde normal bir adam bulmak bu kadar zor olmamalı.

It can be that hard to find one normal guy in this town just to use one night.

Yarın daha güzel birini bulacaksın ve o da kraliçen olacak.

Tomorrow you may find someone more beautiful.. then she will be your Queen.

O zaman sen olacak birisini bul.

Then find someone to be you.

Click to see more example sentences
bulunmak make

Hepimiz eve gidelim ve aşk yapacak güzel beyaz bir kadın bulalım.

Let's all go home and find a nice white woman to make love to.

Bul o kadını ve onu mutlu et!

Find her and make her happy!

Onu bul ve emniyette olduğuna emin ol.

Find him and make sure he is safe.

Click to see more example sentences
bulunmak present

Bir hediye buldun. Bir tane.

You found the present, one present.

Hazırda bulunanlar Baş Dedektif Matthew York ve Dedektif Çavuş Deborah Eastman.

Present are Detective Chief Inspector Matthew York and Detective Sergeant Deborah Eastman.

Tamam burada bulunanlar kim görelim.

OK, let's see who's present here.

Click to see more example sentences
bulunmak sit

Ve bu kadar kısa bir zamanda şükran günü de geliyor tarafsız bir saha bulamadık.

And with the short notice and Thanksgiving coming up, we couldn't find a neutral site.

Gidip oturmak için daha güvenli bir yer bulalım.

Let's go find a safer place to sit down.

Ve yeni bir site buluyor.

And find a new site.

Click to see more example sentences
bulunmak offer

Karşılığında size çok değerli bir şey öneriyorum. Çok çekici bulacağınız bir şey.

In return, I offer you something of great value, something you'll find very attractive.

Sanırım bunu çok cömert bir teklif olarak bulacaksın.

I think you'll find it's a very generous offer.

Ben hemen çılgın bir öneride bulunabilir miyim?

May I offer a crazy suggestion right now?

Click to see more example sentences
bulunmak to be found

Hiçbir şey bulamıyoruz çünkü bulunacak bir şey yok.

We can't find anything because there's nothing to be found.

Bir şekilde, beraber olmak için bir yol bulduk ki bence o yol bu.

Somehow, we found a way to be together, and I think this is the way.

Mutlu olmak için mükemmel bir yol bulmuş.

He has found a perfect way to be happy.

Click to see more example sentences
bulunmak situated

Bir anda kendini tuhaf bir durumda buldun.

Suddenly you find yourself in a strange situation.

Yine de, bir savaşçı için kendisini bu durumda bulmak

Still, for a warrior to find himself in such a situation.

Normal durumda normal insanlar bunu iğrenç buluyor.

Normal people in a normal situation find it disgusting.

Click to see more example sentences
bulunmak exist

Nerede beyaz bir horoz bulabilirim? iyi de öyle bir şey yok ki.

Where can I find a white rooster? Well, it doesn't exist.

Eğer bir Süper Klon varsa onu bulacağız.

If a super clone exists, we will find him.

Hayır, hayır, bayan. Buluştuğunuz kişi Bayan Van Dusen değildi. Çünkü Bayan Van Dusen diye biri yok.

Non, non, madame, that was not Mrs Van Dusen who you met, because Mrs Van Dusen, she does not exist.

Click to see more example sentences
bulunmak lie

Bu bir yalan ve Kennedy bunu ispatlayacak bir şeyler bulabilirdi.

That's a lie and Kennedy may have found something that proves it.

Güney Pasifik'te dünyanın en büyük ikinci adası olan Yeni Gine bulunuyor.

In the South Pacific lies the world's second largest island, New Guinea.

Josef onu bu sabah yerde yatarken buldu.

Josef found him lying here this morning.

Click to see more example sentences
bulunmak appear

Bugün burada bulunduğunuz için çok teşekkür ederim Bay Marwat.

Thank you very much for appearing here today, Mr. Marwat.

Görünüşe göre Türk kendine yeni bir şampiyon bulmuş.

It would appear the Turk has found a new champion.

Görünen o ki birini bulduk.

It appears we've found someone.

Click to see more example sentences
bulunmak attend

Ama kayıp uçuş görevlisi Ryan Wade'in cep telefonunu bulduk.

But we found the missing flight attendant, Uh, Ryan Wade's, cellphone.

Miriam başkasını bulmuş, bir otopark görevlisi.

Miriam found someone else. A parking attendant.

Bir çocuğun kraysata sına katkıda bulunmak onurlu bir şeydir.

Attending a child on the crysata is an honorable role.

Click to see more example sentences
bulunmak reside

Şu anda Mountjoy Hapishanesi'nde bulunuyor Dublin, İrlanda.

Currently residing in Mountjoy Prison, Dublin, Ireland.

Bizim yerli her-şey-hastası, Dr. Maura Isles'ımız buldu.

It was our resident everything-o-phile, Dr. Maura Isles.

Ayrılma sebebi yeni bir sevgi buldu Adres Mapo

Reason for separation found a new Love Residence Mapo

Click to see more example sentences
bulunmak include

En iyilerin içinde bulunduğu bir klüp. .Jimi Hendrix, Jim Morrison, Janis Joplin.

Memberships include some of the greats Jimi Hendrix, Jim Morrison, Janis Joplin.

Winslow, Hertz ve Granger uluslararası ağır toplardan. müşteri listesinin içinde bir avuç yabancı hükümette bulunuyor.

Winslow, hertz and granger are international heavyweights. Client list includes a handful of foreign governments,

Bunların arasında nanoteknolojik transjektörler de bulunuyor.

lts arsenal includes nanotechnological transjectors.

bulunmak turn up

Ve Pazar günü ölü bulunacak.

And turns up dead on Sunday.

Ajanlarınız, Cannady'nin evinde bir şey buldu mu?

Your agents turn up anything at Cannady's apartment?

bulunmak stand

Ya da yalnız olan çocuğu bulmak.

Or find the child who stands alone.

bulunmak be present

Ve Bay Popper orada hazır bulunacak.

And Mr. Popper will be present. POPPER: