Turkish-English translations for buna rağmen:

but · still · though · yet · nevertheless · however · nonetheless · other translations

buna rağmen but

Ama buna rağmen sonuç oldukça iyi.

But the result is pretty good considering.

Ama ben prensiplerime rağmen bu saçma olaya dahil oldum.

But I got involved in this nonsense despite my principles.

Ama hepsi bu kadar işte, altı çocuğumuza rağmen.

But it all stops there, despite our six children.

Click to see more example sentences
buna rağmen still

Buna rağmen hala bana inanıyorsun değil mi?

You still believe in me, though, right?

Evet ama bu derin kişisel ihanete rağmen çözmemiz gereken bir cinayet var.

Yes, well, despite this deeply personal betrayal, we still have a murder to solve.

Çünkü her şeye rağmen bütün bunlara rağmen sana hâlâ kurtuluşu bahşetmek istiyor.

Because despite everything, despite all of it, he still wants to offer you salvation.

Click to see more example sentences
buna rağmen though

Ve bu benim daha ilk günüm olmasına rağmen,

And even though it's only my first day,

Buna rağmen hala bana inanıyorsun değil mi?

You still believe in me, though, right?

Bu LA hakkında iyi bir şey olmamasına rağmen.

That is not the best thing about L.A., though.

Click to see more example sentences
buna rağmen yet

Buna rağmen dört milyon insan burada yaşıyor.

And yet, four million people live here.

Buna rağmen Matthew ve Shannon sekiz gün sonra, hala hayattalar.

Yet Matthew and Shannon are still alive eight days later.

Ve buna rağmen House'un en iyi arkadaşısın.

And yet you're House's best friend.

Click to see more example sentences
buna rağmen nevertheless

Buna rağmen Buna rağmen anlaşma yanlısı İrlandalılar, ve Kral aynı adamın ölmesini istiyor.

Nevertheless Nevertheless the pro-treaty Paddies and the King want the same man dead.

Buna rağmen, bir soru sordu.

Nevertheless, he asked a question.

Buna rağmen her detayı hatırlıyorum.

Nevertheless I remember every detail:

Click to see more example sentences
buna rağmen however

Buna rağmen seçkin bir centilmen önerebilirim, ve bir de kızı var.

However I know a distinguished gentleman I can recommend, and he has a daughter.

Buna rağmen bir endişem var.

However, I do have one concern.

Buna rağmen, kesin bir metalürjik eşleşme sağlandı.

It was, however, an exact metallurgical match.

buna rağmen nonetheless

Herşeye rağmen.. bu operasyon için tek bir kişi var.

Nonetheless there's only one man for this operation.