Turkish-English translations for cüzdan:

wallet · purse · pocket · pocketbook · certificate · wailet · other translations

cüzdan wallet

Bana bir iyilik yap da telefonunu ve cüzdanını yolla lütfen.

Well, do me a favour and throw me your phone and wallet, please.

Dur, o cüzdanı bana ver!

Stop, Give me that wallet!

Ölmüş bir adamın cüzdanını çaldın?

You stole a dead man's wallet?

Click to see more example sentences
cüzdan purse

Bu hoş bir Siyah Kurt cüzdanı.

This is a nice Black Wolf purse.

Üç çift küpe, bir bozuk para cüzdanı ve bir diş fırçası.

Three pairs of earrings, a coin purse and a toothbrush.

Adamın biri kadının cüzdanını çalmaya çalışıyor Abby.

That man's trying to steal that woman's purse, Abby.

Click to see more example sentences
cüzdan pocket

Ceplerinde bir şey yok, cüzdanı da yok.

Nothing in his pockets, no wallet.

Sol arka cepte, cüzdan.

Back left pocket, wallet.

Aynı cüzdan, aynı cepte.

Same wallet. Same inside pocket.

Click to see more example sentences
cüzdan pocketbook

Bir gün cüzdanını açtım ve bir beş sent gördüm.

One day, I opened her pocketbook and there was a nickel.

Ama o bir cüzdan taşımıyor.

But he's not holding a pocketbook.

Cüzdanı tutuşu, boğazlama belki de

Pocketbook holding, suffocating maybe.

cüzdan certificate

Nüfus cüzdanı da sadece bir kâğıt parçası.

A birth certificate is just a piece of paper.

Tek ihtiyacım olan bir evlilik cüzdanı.

All I need is a marriage certificate.

cüzdan wailet

Sen, "cüzdan-çanta" dedin. Neydi o?

You said."waIlet-purse." What's that?