Turkish-English translations for can:

darling · life · atman · could · person · heart · soul · beloved · spirit · bell · vitality · other translations

We also found translations for word can in English.

can darling

Sen de çok iyi biliyorsun ki canım, beni mutlu edecek bir tek şey vardı.

Darling, you know good and well there's only one thing that was gonna make me happy.

Biraz daha bira ister misin, canım?

Do you want more beer darling?

Ben seni hep özlüyorum, canım.

I always miss you, darling.

Click to see more example sentences
can life

Ama ne de olsa baban bana bir can verdi ve sen de bir beyin verdin.

But after all your father gave me life and you gave me a brain.

Dün gece, bir can daha aldılar.

Last night, he took yet another life.

Ya paran ya da canın!

Your money or your life.

Click to see more example sentences
can atman

O kadar da kötü değil canım!

It isn't that bad at all.

İyi de gece değil canım.

Well, not at night, honey.

Vay canına! Şu haline bak.

Wow, look at you, girl.

Click to see more example sentences
can could

Vay canına, bu bizim için muhteşem bir fırsat olabilir.

Wow, this could be a good opportunity for us.

Çok kötü, çok, çünkü onlar oldukça arkadaş canlısı.. görebileceğiniz gibi..

It's too bad, too, because they're quite friendly, as you could see.

Bir de canım, bana sandviç yapabilir misin?

And, dear, could you make me a sandwich?

Click to see more example sentences
can person

Kişisel bir şey mi, canım?

Is it something personal, dear?

Hayır canım, özel bir görüşme değil.

No, dear, it's not a personal call.

Çünkü cana yakın bir insan o.

Because she's a friendly person.

Click to see more example sentences
can heart

Gel canım, hadi eve gidelim.

Come my heart, let's go home.

Kalp bir boğa gibi attığında, her kız bir bufalo gibi görünür canım..

When the heart beats like a bull, every girl looks like a buffalo, my dear.

Bu çok can sıkıcı çünkü aslında temiz bir kalbi var.

It's annoying because he's got a good heart

Click to see more example sentences
can soul

Ve biliyorum ki, bu soğuk, cansız dış görünüşünün altında bir ruh var.

And I know that somewhere inside that cold, lifeless exterior there's an actual human soul.

Evine dön ruh ve can, evine dön.

Come home, spirit and soul, come home.

Ölü Canlar" ve gerçekten büyük bir küre.

Dead Souls and a really big globe. Deal.

Click to see more example sentences
can beloved

Fakat lütfen, canım sevgili Marianne beni yalnız bırakma.

But please, dearest beloved Marianne do not leave me alone.

Canım annem, sevgili annem beni affet, bana acı.

Mama dear, beloved mama forgive me, have mercy on me.

Alex, hmm sevgili can kardeşim.

Alex, hmm My dear beloved brother.

Click to see more example sentences
can spirit

Evine dön ruh ve can, evine dön.

Come home, spirit and soul, come home.

O senin için can otunu çaldı.

He stole the spirit herb for you.

Fuji Dağı, babamın canı gibi, çok büyük.

Mt. Fuji is, like my Father's spirit, very large.

Click to see more example sentences
can bell

Robert Bell, bu teşebbüs için canını verdi.

Robert Bell gave his life for this undertaking.

Canım Bell Dadı.

Dear Mammy Bell.

Canın şekerli bir şey çekerse, bir adet dolmalık biber ye.

When you crave something sugary, eat a bell pepper.

can vitality

Ama bir resim senin gücünü asil canlılığını yakalayamaz.

But an image cannot catch your vim, your noble vitality.