Turkish-English translations for canlandırmak:

personalize · revive · play · breathe · fire · spirit · light · picture · liven up · liven · stir · resuscitate · revitalize · boost · jog · ginger · PEP up · perform · portray · enact · rejuvenate · regenerate · animate · wake · simulate · vitalize · other translations

canlandırmak personalize

Kişisel bir şey mi, canım?

Is it something personal, dear?

Hayır canım, özel bir görüşme değil.

No, dear, it's not a personal call.

Çünkü cana yakın bir insan o.

Because she's a friendly person.

Click to see more example sentences
canlandırmak revive

Bu yüzden Milkha için Pakistan korkunç bir hatıra. Ve biz bu anıları canlandırmak için geldik.

So, Pakistan is a terrible memory for Milkha and we have come to revive those memories.

Ama, tabii ki, Paige tasarrufu ve Phoebe öldürme olacağını, Isis olmadan çünkü Onu canlandırmak için bir yolu yoktur.

But, of course, you'd be saving Paige and killing Phoebe, because without Isis, there's no way to revive her.

Ama Tesla beni buldu, canlandırdı. Ve bir zamanlar beni besleyen öfke yok oldu.

Tesla found me, revived me, and the rage that once fueled me is gone.

Click to see more example sentences
canlandırmak play

Evet, o filmde Matt Damon dahi bir temizlikçiyi canlandırıyordu.

Yeah, in that movie, Matt Damon played a genius janitor.

Scoob ve ben oynamak için can atıyoruz.

Scoob and I have been dying to play it.

Hayır, bu adam oyun oynamaya can atıyor.

This guy is itching to play the game.

Click to see more example sentences
canlandırmak breathe

Derin bir nefes al, canım.

Take a deep breath, my dear

Nefes al canım, bak, şimdi iyi olacaksın.

Breathe, dear, look, you will be well soon.

Portia, canım. Derin bir nefes al.

Portia, dear, take a deep breath.

Click to see more example sentences
canlandırmak fire

Ama en can sıkıcı şey Sullivan evindeki yangın.

But the most troubling thing is the Sullivan house fire.

Ben bir kovma makinesiyim, canım.

I'm a firing machine, honey.

Bitki örtüsü ateş için ikinci bir can alıcı bileşen sağladı.

Vegetation supplied a second crucial ingredient for fire.

Click to see more example sentences
canlandırmak spirit

Evine dön ruh ve can, evine dön.

Come home, spirit and soul, come home.

O senin için can otunu çaldı.

He stole the spirit herb for you.

Fuji Dağı, babamın canı gibi, çok büyük.

Mt. Fuji is, like my Father's spirit, very large.

Click to see more example sentences
canlandırmak light

Lütfen, ışık canımı yakıyor.

Please, the light. That's hurting.

Yok canım, sadece açık tenli.

No, he just light-skinned.

Şimdi canım, ışıkları kontrol eden hangi düğme?

Now, dear, which button controls the lights?

canlandırmak picture

O bir resim, canım.

He's a picture, dear.

Bunu yeniden canlandırmak için bir fotoğraf çekmek istedim ama bu imkansız.

I wanted to take a picture to recreate it, but it's impossible.

Fotoğraf zamanı canım.

Picture time, doll.

canlandırmak liven up

Odamı canlandırmak için bir şey.

Something to liven up my room.

Harry, canlan biraz.

Harry, liven up.

Homurdanmayı ve kekelemeyi kes Ve hadi canlan biraz.

Stop mutterin' and stutterin' and fuckin' liven yourself up.

canlandırmak liven

Odamı canlandırmak için bir şey.

Something to liven up my room.

Harry, canlan biraz.

Harry, liven up.

Homurdanmayı ve kekelemeyi kes Ve hadi canlan biraz.

Stop mutterin' and stutterin' and fuckin' liven yourself up.

canlandırmak stir

Bu bazı anıları canlandırdı mı?

Does this stir any memories?

Anılar canlandı mı?

Stirred any memories?

canlandırmak resuscitate

Onları canlandırmak kendini daha güçlü hissettiriyor.

Resuscitating them makes him feel more powerful.

Ölüleri canlandırmak mı?

Resuscitating the dead?

canlandırmak revitalize

İkinci olarak, yenilenecek, canlanacak ve altı hafta içinde yeniden Uluslararası Oyun ve Oyuncak Üreticileri Fuarı'na katılacağız.

Second, we will revamp, revitalize, re-launch at the International Game and Toy Manufacturers Expo in six weeks' time.

Crichton'un vücudu yok, birileri onu canlandırmak için işlemciyi kullanmış!

Crichton's body is gone, somebody used the processor to revitalize him!

canlandırmak boost

Vay canına. İşte ihtiyacım olan güven desteği.

Oh, wow, there's that confidence boost I need.

Sport-E Boost'un canı cehenneme.

Well, screw Sport-E Boost.

canlandırmak jog

Vay canına, bu yeni koşu bluzun mu?

Wow, is that a new jogging shirt?

Suç Zamanı" programı hafızanızda bir şeyler canlandırdı mı, Bayan Byrne?

So did something in the Crimetime programme jog your memory, Miss Byrne?

canlandırmak ginger

Oh, sevgili, canım Ginger.

Oh, my darling, darling Ginger.

Ginger canım, sen nerede oturuyordun?

Ginger, dear, where do you live?

canlandırmak PEP up

O yüzden canlan ya da öl.

So pep up or perish.

canlandırmak perform

Geleneksel can-can, çamaşırı olmadan yapılan mı?

The traditional can-can, performed without underwear?

canlandırmak portray

Bayanlar ve baylar, bu Max Schreck. Vampir Kont Orlock'u canlandıracak olan aktör.

Ladies and gentlemen, this is Max Schreck who will be portraying our vampire, Count Orlock.

canlandırmak enact

Suçu yeniden mi canlandıracak mısınız?

Are we gonna re-enact the crime?

canlandırmak rejuvenate

Bir gezegenin ekosistemini canlandıran bir cihaz.

A device to rejuvenate a planet's ecosystem.

canlandırmak regenerate

Nasıl canlanacak, biliyor musunuz?

You know how he regenerates?

canlandırmak animate

Can çekişen hayvanlar bile inatçı olabilir.

Even dying animals can be obstinate.

canlandırmak wake

Canım, uyan hadi.

Honey, wake up.

canlandırmak simulate

Billy, bu test savaş koşullarını canlandırmak için yapılıyor.

Billy, this test is supposed to simulate wartime conditions.

canlandırmak vitalize

Ama bir resim senin gücünü asil canlılığını yakalayamaz.

But an image cannot catch your vim, your noble vitality.