cennette

Ben kendimi öldürdüm ve cennete gittim ve evet, cennet hakikaten iyi.

I killed myself and went to heaven and yeah, it's really good in heaven.

Belki cennet için çalışmıyorsundur; ama bana söylemediğin bir şeyler var.

Maybe you're not working for heaven but there's something you're not telling me.

Onunla birlikte olmak cennette olmaya eşdeğer gibi ve o sadece üzgün bir adam değil, o ne yazık ki bir adam.

That being with him is like being in heaven and he is not even a sad man, he's sadly a man.

Başlangıçtan önce, Cennet ve Cehennem arasındaki büyük savaştan sonra,

Before the beginning, after the Great War between Heaven and Hell,

Cennet ve Cehennem arasındaki büyük savaştan sonra

After the great war between heaven and hell

Onların şimdi eve cennet ve dünya arasında bir hapishane.

Their home now a prison between heaven and earth.

Cennetteki sevgili Tanrım, lütfen lütfen ona yardım et.

Dear God in heaven, please, please help her.

Zengin olacağız, Ali ve kendimize küçük bir cennet satın alacağız.

We'll be rich, Ali and we'll buy ourselves a little piece of heaven.

Zeki bir şeytan olan Tanrı bugün senin ellerine cennetten bir hediye verdi.

God, who is a clever devil, today put in your hands a gift from paradise.

Evet, senin için bir cennet.

Yes, this is heaven for you.