cesur

Ve bence o cesur, güçlü, muhteşem bir kadın ve seni çok seviyor.

And I think that she's a brave, strong, amazing woman who loves you very much.

Dinleyin, eğer çok cesur ve şanslıysanız, Hey Nick! sizi çok ama çok zengin yapabilirim.

Listen, if you are very brave and lucky, Hey, Nick! I can make you very, very rich.

Sen çok cesur bir kızsın ve ben seninle gurur duyuyorum.

You're a very brave little girl, and I am very proud of you.

Bak biraz cesur ol, en önemlisi kendine bu kadar çok soru sorma.

Look, be a bit brave, and most important, don't ask yourself so many questions.

Çünkü şu anda dışarıda çok cesurca bir şey yapıyor.

Because she is out there, right now, doing something very brave.

Çünkü o cesur ve kız da çok güzel.

Because he's brave and she's very beautiful.

Sen çok cesur ve aptal bir adamsın.

You're a very brave and stupid man.

O çok iyi bir çocuk. çok çok, cesur.

He's a very good little boy. Very, very brave.

Ya çok cesur ya da çok aptal.

Either very brave or very stupid.

Oh, işte benim küçük cesur adamım.

Oh, that's my brave little man.