cesur

O çok cesur.

He's so brave.'

Yine de bunu yapmak çok cesurca bir şeydi.

Still, it was a brave thing to do.

Ya çok cesur ya da çok aptalsın, okçu.

You're either very brave or very stupid, archer.

Seni bu kadar cesur kılan ne, kadın?

What makes you so brave, woman?

Gerçi sen cesur bir çocuksun.

You're a brave boy, though.

O çok iyi kalpli ve cesur.

He's very kind and brave.

Oh Maggie, Maggie, çok cesursun.

Oh Maggie, Maggie, you're so brave.

Başkan Kennedy'yi korkutmuştu ve o cesur bir adamdı.

It scared President Kennedy, and he was a brave man.

Dürüst, cesur ve sadık birisin.

You're honest and brave and true.

Cesur bir polis misin?

Are you a brave cop?