cesur

Cesur biri ablası gibi.

She's brave Like her sister.

cesur ol Hintli.

Be brave, Indian.

Julia Roberts öyle hasta ama cesur ki.

Julia Roberts, so ill, so brave.

Şimdi o kadar cesur değilsin minik adam.

Not so brave now, little wee man.

Ne cesur bir itfaiyeci.

What a brave firefighter.

Genç ve cesur bir kızsın.

You're a courageous young woman.

Cesur bir iddia bu.

That's a bold claim.

Cesurca bir hareket Frank.

It's a bold move, Frank.

Eşsiz ve yenilmez bir kahraman, cesur ve becerikli, geniş orduları yenme yeteneği olan biriydi.

A peerless and invincible hero a bold and resourceful general capable of defeating vast armies.

Çok cesursun Norman Bates.

You're brave, Norman Bates.