Turkish-English translations for ciddi:

serious · real · severe · grave · bad · important · critical · momentous · deep · eventful · earnest · solemn · sincere · considerable · sober · significant · capital · nasty · substantial · gut · other translations

ciddi serious

İlk defa bir şeyi gerçekten ciddiye almak ve hayatım için güzel bir şey yapmak istedim.

This is the first time I really wanted to take something seriously and do something good for my life.

Ama benim ciddi bir sorunum vardı.

But I had a serious problem.

Tamam, şimdi biraz daha ciddi şeyler.

Okay, now some more serious stuff.

Click to see more example sentences
ciddi real

Bu benim için ciddi bir sorun.

This is a real problem for me.

Ciddi bir kız arkadaşım ve gerçek bir işim var.

I got a serious girlfriend, a real job.

Bu da şaka değil, ciddi bir şey.

This is not a joke either. This is real.

Click to see more example sentences
ciddi severe

Bay Johnson, bu çok ciddi bir yaralanma.

Mr. Johnson, this is a very severe injury.

Mide bulantısı var, nefes darlığı idrarda kan, ciddi bir hastalık hali ve sonunda da ölüm.

He's got nausea, shortness of breath, blood in urine, severe illness, and death.

Ciddi bir fiziksel travma geçirdi

He's had a severe physical trauma.

Click to see more example sentences
ciddi grave

Ama yine de çok ciddi bir risk vardı.

But it was still a risk most grave.

Bu hep bizim için ağır,büyük,ciddi oldu bizim için.

It's always been this big, serious, grave thing for us.

Bu ciddi bir sorumluluk.

It's a grave responsibility.

Click to see more example sentences
ciddi bad

Aslında fena fikir değil. Ciddi misin sen? Neden olmasın ki?

That's actually not a bad idea. You're not serious? Why not?

Çok fena. Ciddi bir şey mi?

Too bad, is it serious?

Çok ciddi bir iş.

A very bad business!

Click to see more example sentences
ciddi important

Bak, sen bunu ciddiye almıyor olabilirsin ama bu benim için önemli.

Look, you may not take this seriously, but this job is important to me.

Oh, Marge, Oscar Madison bana geldi Ve politikanın ciddi ve önemli bir şey olduğunu söyledi!

Oh, Marge, Oscar Madison came to me and told me that politics are serious and important!

Ama ciddi ve önemli bir konu.

But it is serious and important.

Click to see more example sentences
ciddi critical

Durumu ciddi. Ama onu en yakın hastaneye götürüyorlar.

He's critical but they're taking him to the nearest hospital.

Biz bir düzine var ciddi yaralanmalara, kritik bunların yarısı.

We got a dozen serious injuries, half of them critical.

Ciddi, ama oldukça da kritik.

Serious, but hardly critical.

Click to see more example sentences
ciddi momentous

Bir an için ciddi olabilir miyim?

Can I get serious for a moment?

Şu anlık ciddi bir şey yok.

It's not serious at the moment.

Çok ciddi bir andayız.

This is a serious moment.

Click to see more example sentences
ciddi deep

Gerçekten çok ciddi bir ilişkimiz var.

We have a really deep connection.

Bu çok ciddi ve derin bir ihanetti.

It was just so serious and deep a betrayal.

Hastanın göbeğinin altında ciddi bir derin doku enfeksiyonu var.

Patient's got a severe deep tissue infection under his belly.

Click to see more example sentences
ciddi eventful

Evet, bence o kadar ciddi bir şey çünkü o hadiseler gerçekten de trajikti.

Yes, I think it's that serious, because those events While certainly tragic

Bunun çok ciddi bir olay olduğunu farkındasınız değil mi Dr. Magnus?

You realize, Dr. Magnus, that this is a very serious event.

Ciddi bir olaya benziyor.

Looks like a serious event.

Click to see more example sentences
ciddi earnest

Bu benim için çok ciddi.

This is too earnest for me.

Bu gerçek ve ciddi bir topluluk.

It's a very real and earnest society.

Yarın sabah ciddi olarak başlıyoruz, Kemp.

We start in earnest tomorrow morning, Kemp.

Click to see more example sentences
ciddi solemn

Bu ciddi ve resmi bir olaydır ve John McCain, ve sadece John McCain, bu kutsal konuşmayı yapacaktır.

It is a serious and solemn occasion, and John McCain, and only John McCain, will be giving this sacred speech.

Ben sana bir şey anlatacağım hatta ciddi, ciddi.

I'm going to tell you something, very serious, even solemn.

Bu çok ciddi bir düşünce!

That's a solemn thought!

Click to see more example sentences
ciddi sincere

Evet ama bu defa ciddiyim.

Yeah, but this time I'm sincere.

Andy bu defa çok ciddi.

Andy is very sincere.

Gerçekten ciddi ve samimiyim.

I'm being serious and sincere.

ciddi considerable

Saatlerce ciddi ciddi düşündükten sonra hala beni güldürüyor.

After hours of serious consideration it still makes me laugh.

Bu kız ciddi bir travma geçirmiş.

This girl had considerable trauma.

Bunu ciddi ciddi düşüneceğim.

I'll give it serious consideration.

ciddi sober

Ama bir kez Timo müzik, o kadar hızlı ciddileşti duydum.

But once Timo heard the music, he sobered up quick.

Marie Subbarao, garip sinyallar aldıktan sonra, uzaylılar tarafından kaçırıldığına inanan ciddi bir bilim insanıydı.

Marie Subbarao, a sober-minded scientist, believes she was abducted by aliens after intercepting strange radio signals.

Bu ciddi bir istatistik.

That's a sobering statistic.

ciddi significant

Kurşun ciddi hasara sebep olmuş.

The bullet caused significant damage.

Evet, ama balo değildi yani cid ciddi değildi?

Yeah, but prom, isn't that sig significant?

ciddi capital

Bu ciddi bir suçlama, Albay.

It's a capital charge, Colonel.

Tecavüz ciddi bir suçtur.

Rape is a capital offense.

ciddi nasty

Çok ciddi, çok iğrenç.

Very serious and very nasty.

ciddi substantial

Roberto Calvi, Gelli ve Calo'ya ait çok ciddi bir meblağa el koydu.

Roberto Calvi appropriated a substantial sum belonging to Gelli and Calo.

ciddi gut

Bataklık Bağırsağı ciddi hazımsızlık sorunu yaşıyor.

Swamp Gut having serious indigestion problems.