döküyor

Ben genç bir adam, bir silah ve dökülen ilk kandan bahsediyorum.

I'm talking about a young man and a gun and first blood.

Babam Roma için kan döktü, ve babamın babası ve onun babası da.

My father shed blood for Rome, as did his father and his father before him.

Çok fazla kan döküldü.

There was much blood.

Her ölüm için bir doğum" "her dökülen gözyaşı için bir gülücük var.

For every death, there is a birth, for every tear spilled, there's a smile.

Bu da demektir ki bu çocuk, diğer herkesten daha fazla kan dökmüş.

Which means this kid Could have spilled more blood than anyone else.

Bu gece çok kan dökülecek!

There will be blood tonight!

Bayan Clarence kafasına o kadar çok mayonez döktü ki, çürümüş salata gibi kokuyordu.

Miss Clarence put so much mayonnaise on his head, he smelled like a rotten salad.

Yani, Stephanie'ye beş, altı tane güzel şey söyledin ve o da döküldü.

Okay, so you said five or six nice things to Stephanie and she spilled.

Babam, Roma için kan döktü.

My father shed blood for Rome.

O onun enerji döküyor bu bahçe çünkü o olmak gibi değil bir bilgisayar programcısı.

He pours his energy into this garden because he doesn't like being a computer programmer.