Turkish-English translations for düşünceli:

thinking · thoughtful · considerate · mindful · worried · reflective · brooding · contemplative · design · advised · tactful · pensive · philosophic, philosophical · meditative · abstracted · ruminative, ruminant · other translations

düşünceli thinking

Bir şey hakkında düşün ve bana ne olduğunu söyle.

Think about one thing and tell me what it was.

O zaman git evine düşün.

Then go home and think.

Bir düşün, evet, evet

Think about it, yeah, yeah

Click to see more example sentences
düşünceli thoughtful

Çünkü dışarıda bir yerlerde senin için daha iyi bir hayat olduğunu düşündük.

Because we thought there was a better life For you out there.

Evet, biz de düşündük.

Yeah, we thought of that.

Ve bu şekilde bir anda bir çözüm bulduğunu düşündün

And how, in that moment, you thought you'd found a solution

Click to see more example sentences
düşünceli considerate

Bu çok düşünceli bir davranış beyler. Ama aklımızda biraz daha farklı bir düşünce var.

That's very considerate, gentlemen but we had something a little bit different in mind

Ne kadar tatlı, düşünceli bir kadınsın sen.

What a sweet, considerate woman you are.

Ne düşünceli bir adam.

What a considerate guy.

Click to see more example sentences
düşünceli mindful

Bu çok düşünceli bir davranış beyler. Ama aklımızda biraz daha farklı bir düşünce var.

That's very considerate, gentlemen but we had something a little bit different in mind

Bir kez olsun kendi işini düşün Harry.

For once, mind your own business, Harry.

Ama ben öyle düşün Boş ver, önemi yok zaten.

But I don't think Never mind! It doesn't matter.

Click to see more example sentences
düşünceli worried

Onlar hakkında endişe etme, sen kendini düşün.

Don't worry about them, worry about yourself.

Sen kendini düşün sadece.

You just worry about yourself.

Sen sadece beni düşün.

You just worry about me.

Click to see more example sentences
düşünceli reflective

İyi düşünün dostlar. Bir grev, herkes için bir felaket olur.

Reflect, friends. a strike is a disaster for everyone.

Başarılı, zeki, sevimli, eğlenceli, mütevazi, düşünceli ve dindar.

Successful, smart, charming, funny, modest, reflective, and religious.

Yani suçlu değil düşünceli diyelim.

I mean, not guilty, just reflective.

Click to see more example sentences
düşünceli brooding

O düşünceli ve acınası bir halde.

He's dark and brooding and miserable

Jack de düşünceli, acı çekmiş ve derin biri.

Jack is brooding and tortured and deep.

Ben düşünceli ve alımlıyım.

I'm brooding and comely.

Click to see more example sentences
düşünceli contemplative

Hiç intihar etmeyi düşündünüz mü?

Have you ever contemplated suicide?

Bir an için, beş parasız kaldığını ititraf etmeyi düşündü.

For a moment, he contemplated admitting his impoverishment.

Çalışkan, zeki, sıcak kanlı, yardımsever, seksi ve düşünceli.

Hard working, intelligent, warm, caring, sexy, and contemplative.

düşünceli design

Ne gibi? Bir bina tasarladığını düşün.

Imagine it as a designing buildings.

Bir bina tasarladığını düşün.

Imagine you're designing a building.

Bir bina tasarladığını düşün. Her bir açıyı bilinçli olarak yaratırsın.

Imagine ycu're designing a building You consciously create each aspect.

düşünceli advised

Karar ya da tavsiye vermek bana düşmez.

It's not for me to decide or advise.

Bu çok düşüncesiz bir hayat tercihi olurdu.

That'd be an ill-advised life choice.

düşünceli tactful

Sen düşünceli bir tipsin.

You're the tactful type.

düşünceli pensive

Bu onun düşünceli yürüyüşü.

Ah, that's her pensive walk.

düşünceli philosophic, philosophical

Farklı düşüncelerimiz vardı.

We differed philosophically.

düşünceli meditative

Meditasyon gibi düşün.

It's like meditating.

düşünceli abstracted

Pandora'nın heyecan verici düşüncesi.

Pandora's contribution is thrillingly abstract.

düşünceli ruminative, ruminant

Rahatla, geviş getir ve düşün.

Relax, ruminate and reflect.