dükkânları

Ve o, dünyanın en değerli kasap dükkânındadükkânında duruyor.

And he's sitting on the world's Most valuable butcher shop.

Ne tür bir dükkândükkân?

What kind of a store?

Ne olursa olsun, "Ah, bu sadece bir dükkândükkân." "bu sadece bir bank.

No matter what, he thinks, "Oh, "it's just a store. "This is just a bench.

Ne hoş ve küçük bir dükkândükkân.

Oh, what a cute little store.

Ben Go Eun Chan ve Kahve Prensi dükkânındadükkânında çalışıyorum.

I'm Go Eun Chan and working at Coffee Prince.

Ben bir plak dükkânıdükkânı işletiyorum.

I'm running a record store.

Ama o bir dükkândükkân kızı.

He's just a shop girl.

Ne güzel bir dükkândükkân.

What a nice shop.

Küçük bir dükkândükkân yeter.

A small store is enough.

Bak, bu dükkândadükkânda bir için bekliyorum.

Look, I'm waiting for a job in this store.