Turkish-English translations for dünya:

world · earth · people · nature · universe · globe · the globe · terrestrial · sphere · the universe · planetary · other translations

dünya world

Yani bu dünyada benim gibi insanlar var ve senin gibi insanlar var.

You see, in this world, there's people like me and there's people like you.

Ve şimdi bütün dünya bunu biliyor.

And now the whole world knows it.

Ve de bu dünyada, şu anda, bugün bu tehlikeli.

And in this world, right now, today, that is dangerous.

Click to see more example sentences
dünya earth

Bir milyon yıl önce, bu gezegen Dünya gibi görünüyor olabilir.

A million years ago, this planet may have looked like Earth.

Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter ve Satürn.

Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter and Saturn.

Eğer bir insansan, Dünyanın sana ihtiyacı var.

If you're human, then the Earth needs you.

Click to see more example sentences
dünya people

Yani bu dünyada benim gibi insanlar var ve senin gibi insanlar var.

You see, in this world, there's people like me and there's people like you.

Dünyada en çok sevdiğim iki kişi birlikte.

My two favorite people in the world got together.

Bu dünyada en çok sevdiğim şey insanları güldürmek. Ama artık yapamam.

My favorite thing in the world is making people laugh, but I can't now!

Click to see more example sentences
dünya nature

Bir şeyler hissetmek, dünyanın en doğal şeyi değil mi?

It's the most natural thing in the world, right? Feeling things.

Tabii ki, bu dünyanın en doğal şeyi.

No, it's the most natural thing in the world.

Doğal olarak ben de her zaman sanat dünyasında olmak istemiştim.

I naturally always wanted to be in the art world myself.

Click to see more example sentences
dünya universe

Başka bir evren tıpkı bizimkine benzeyen ama biraz farklı bir paralel dünya.

Another universe A parallel earth just like this, But slightly different.

Şu dört duvar bizim evrenimiz, özel dünyamız olacak.

These four walls will be our universe, our private world.

Farklı bir dünyaydı, başka bir evren.

It was a different world, another universe.

Click to see more example sentences
dünya globe

Eğitimli bir mühendis ve tahrip uzmanı, terörizm konusunda dünya çapında uzun bir geçmişi var.

He's a trained engineer and a demolition expert, with a long history of terrorism across the globe.

Ama ben hâlâ dünyayı dolaşıyor, kendimi kandırıyorum.

But I'm still circling the globe, deluding myself.

Bu küre Dünya mı?

A globe is the Earth?

Click to see more example sentences
dünya the globe

Eğitimli bir mühendis ve tahrip uzmanı, terörizm konusunda dünya çapında uzun bir geçmişi var.

He's a trained engineer and a demolition expert, with a long history of terrorism across the globe.

Ama ben hâlâ dünyayı dolaşıyor, kendimi kandırıyorum.

But I'm still circling the globe, deluding myself.

Bu küre Dünya mı?

A globe is the Earth?

Click to see more example sentences
dünya terrestrial

Van der Luyden'lar kentteki bütün ailelerin üzerinde bir yere sahipti. Dünya dışı bir alacakaranlık kuşağı gibi.

The van der Luydens dwelled above all the cities' families in a kind of super terrestrial twilight.

Meteorların üzerinde mikrofosiller bulmuştum. Dünyaya ait siyanobakterilerin biyolojik işaretleri ışığında.

Found these microfossils embedded in meteorites, with all the biomarkers of terrestrial cyanobacteria.

Dünyaya ait siyanobakterilerin biyolojik işaretleri ışığında.

With all the biomarkers of terrestrial cyanobacteria.

Click to see more example sentences
dünya sphere

Kristal küre gibi parçalanmış bir dünyanın hikayesiyle.

Tales of a world shattered like a crystal sphere.

Hafif bir sapma var. Çünkü dünya mükemmel şekilde küre değil.

There's a slight deviation, because the Earth's not a perfect sphere.

Dünyanın pürüzsüz mavi bir küre olduğunu mu sanıyorsun?

You think the Earth is a smooth, blue sphere?

dünya the universe

Dünyanın en iyi üniversitesindeki en iyi öğrenci.

The best scholar at the world's greatest university.

Tüm dünyanın ve evrenin bir kısmının da mı?

The whole wide world and parts of the universe, too?

Dünyanın, evrenin, her şeyin

The world, the universe, everything.

dünya planetary

Gezegen mühendisliği, Dünya'nın atmosferini ve topoğrafyasını değiştiriyorlar.

Planetary engineering modifying the Earth's atmosphere and topography.