Turkish-English translations for dürüst:

honest · just · straight · righteous · well · truthful · decent · right · fair · proper · open · square · Frank · upstanding · direct · dishonest · integrity · upright · sincere · virtuous · exact · conscientious · plain · faithful · candid · respectable · moral · Christian · upfront · single-minded · straight-out · aboveboard · correct · other translations

dürüst honest

Johnny, sana bir soru sormak zorundayım. ve bu çok önemli, o yüzden dürüst olmanı istiyorum, tamam mı?

Johnny, I have to ask you a question and it's very important that you be honest, okay?

Ve dürüst olduğun için teşekkürler.

And thank you for being honest.

Ama artık yeni bir yerdeydik, daha dürüst bir yerde.

But we were in a new place, a more honest place.

Click to see more example sentences
dürüst just

Benim hatamdı, sen yanlış bir şey yapmadın, sadece bana karşı dürüst oldun.

It was my fault, you didn't do anything wrong, you've just been honest with me.

Bob, bak, sana karşı dürüst olacağım, tamam mı?

Bob, look, I'm just gonna be honest with you, okay?

Sadece bana karşı dürüst ol.

Just be honest with me.

Click to see more example sentences
dürüst straight

Şimdi Bob, sana bir soru sormak istiyorum, ve senden dürüst bir cevap istiyorum.

Now, Bob, I'd like to ask you a question, and I'd like a straight answer.

Bana doğru dürüst bir cevap ver Patron.

Give me a straight answer, will you, Boss?

Sonunda birisi dürüst bir cevap verdi.

Finally, someone gives me a straight answer.

Click to see more example sentences
dürüst righteous

Dostlarım, bu akşam burada iyi ve dürüst bir adamı onurlandırmak için toplandık.

Friends, we are gathered here tonight to honor a good man, a righteous man.

Senin gibi dürüst bir insan bulmak çok zor.

It's rare to find a righteous person like you.

Dürüst bir adam mısın?

Are you a righteous man?

Click to see more example sentences
dürüst well

Ama sana karşı dürüst olacağım, benim bir ilişkim var zaten.

But Well, to be totally honest with you, I'm already in a relationship.

Ben de sana dürüst olabilir miyim?

Well, could I be honest with you?

Şey, aslında sana karşı dürüst olmak gerekirse

Well, to be completely honest with you

Click to see more example sentences
dürüst truthful

Dürüst olmak gerekirse, gerçek şu ki özür dilerim ama

To be honest, the real truth is, I'm sorry.

Sana tavsiyem dürüst ol ve gerçeği söyle!

Take my advice be honest and speak the truth!

Cesur ve dürüst olduğunu, bencil olmadığını kanıtlarsan bir gün gerçek bir çocuk olacaksın.

Prove your self brave, truthful and unselfish, and someday you will be a real boy.

Click to see more example sentences
dürüst decent

Tek istediğim iyi bir anne iyi bir insan, dürüst bir vatandaş olmak.

I just wanna be a good mom a nice person, a decent citizen.

Dürüst bir adam değil mi?

He's a decent man, isn't he?

Ama o iyi bir adam. Ve dürüst bir işveren.

But he's a good man and a decent employer.

Click to see more example sentences
dürüst right

Ve dürüst olmak gerekirse, ben de şu anda seninle mutlu değilim.

And to be honest, I'm not too happy with you, either, right now.

Şu an sana karşı dürüst olmak istiyorum.

I want to be honest with you right now.

Dürüst olmak gerekirse, şu anda bu pek önemli değil,

It doesn't matter right now, to be honest.

Click to see more example sentences
dürüst fair

Adil ve dürüst bir lider.

She's a fair and honest leader.

Ama hadi dürüst ol.

But come on, be fair.

İyi, bu dürüstçe değil.

Well, that ain't fair.

Click to see more example sentences
dürüst proper

İngilizcem çok iyi değil. Bu yüzden her şeyi doğru dürüst ifade etmek bana zor geliyor.

My English ability is not so very good... .so it is difficult to me to express everything properly.

Doğru dürüst bir gazeteci bile değilsin.

You're not even a proper journalist.

Doğru dürüst bir ilişki nedir?

What is a proper relationship?

Click to see more example sentences
dürüst open

Bana karşı açık ve dürüst olmaya söz verdi. Ben de sana kişisel bir mesaj getireceğime.

He promised to be open and honest with me, and I promised to deliver you a personal message.

Ve şu an çok hazır serbest ve dürüst hissediyorum.

And I'm feeling so ready and open and honest right now.

Açık ve dürüst olmak.

Being open and honest.

Click to see more example sentences
dürüst square

O parayı babam adil ve dürüstçe kazandı.

My father won that money fair and square.

Tanrı aşkına, o dürüst bir adam.

He's a square guy, for Christ's sakes.

Onu adil ve dürüstçe kazandım!

I won it fair and square!

Click to see more example sentences
dürüst Frank

Şimdi bana dürüstçe söyleyin: şişe nerede?

Now tell me frankly: Where's the bottle?

dürüstçe, bu yüzü hiç görmedim.

Frankly, I've never seen this face.

Boş ver onları şimdi. bana dürüstçe söyle

Forget about them. Tell me frankly.

Click to see more example sentences
dürüst upstanding

Bana iyi ve dürüst bir jüri gibi görünüyor!

Looks like a fine, upstanding jury to me!

İyi ve dürüst bir vatandaş.

A fine, upstanding citizen.

George Tucker dürüst bir adam.

George Tucker is an upstanding man.

Click to see more example sentences
dürüst direct

Ne olursa olsun her zaman dürüst ve açık ol.

Whatever the cost. Always be direct, open and honest.

Her zaman dürüst ve açık ol.

Always be direct, open and honest.

Evet. Sadece açık ve dürüst ol.

Just be direct and honest.

Click to see more example sentences
dürüst dishonest

Arkadaşın Clark dürüst olmayan bir adam.

Your friend Clark is a dishonest man.

Beni affedin ama insanlar dürüst olmayabiliyor.

Forgive me, but people can be dishonest.

Dürüstçe olmayan bir şey yapmadım.

I haven't done anything dishonest.

Click to see more example sentences
dürüst integrity

Kesinlikle dürüst bir adam ve özverili bir komutan ve çok yetenekli bir pilotsunuz.

You're obviously a man of great integrity, and a dedicated commander, and a very skilled pilot.

Bak, ben seni seçtim Walter, çünkü sen dürüst bir adamsın.

Listen, I chose you Walter, because you are a man of integrity.

Burada senin dürüstlüğünü sorgulamıyorum, tamam mı?

I'm not questioning your integrity here, okay?

Click to see more example sentences
dürüst upright

Ben masum, dürüst bir vatandaşım.

I'm an innocent, upright citizen.

Masum, dürüst bir vatandaş mı?

An innocent, upright citizen?

Sturmbannführer'im, ben hayatım boyunca dürüst bir vatandaş oldum.

Herr Sturmbannführer. All my life I've been an upright citizen.

Click to see more example sentences
dürüst sincere

Gerçekten saf, içten ve dürüst bir şey var Rush'ta.

There's something there that's really pure, sincere and honest.

Orası samimi, dürüst ve içten bir konuşma yapmak için harika bir yer.

It's the perfect place to have a sincere, honest, heartfelt conversation.

Dürüst ve sadıktırlar, ve senin Tom Reynolds'un

They're sincere and dedicated, and your Tom Reynolds

Click to see more example sentences
dürüst virtuous

Dürüst bir insan kadar tehlikeli bir şey yoktur.

There's nothing so dangerous as a virtuous man.

Çok namuslu ve dürüst bir kız.

She is a virtuous and honest girl

Erdemli bir adam dürüst davranır.

A virtuous man acts for righteousness.

Click to see more example sentences
dürüst exact

Artık sen de kardeşin de biliyorsunuz ki bana karşı tam olarak dürüst değildi.

And you and your sister both now know that he wasn't exactly honest with me.

Ve, size karşı dürüst olmak Yüzünü Ben hatırlıyorum tam olarak olduğunu., Anne hadi.

And to be honest with you, your face is exactly as I remember it. Come on, Mom.

Ben de sana tam olarak dürüst oldum sayılmaz.

I haven't exactly been honest with you, either.

Click to see more example sentences
dürüst conscientious

Ve Bob Haldeman dikkatli ve dürüst bir not tutucuydu.

And Bob Haldeman is a rigorous and a conscientious note taker.

Çok dürüst bir şofördür. Bekle!

He's a very conscientious driver.

Erin dürüst bir öğrenciydi.

Erin was a conscientious student.

Click to see more example sentences
dürüst plain

Dole, "ben yalın ve dürüst bir adamım" deyip durdu.

Dole kept saying, I'm a plain and honest man.

Haydutlar, korsanlar, kaçakçılar, casuslar, sivil polisler, birkaç da dürüst vatandaş.

Gangsters, pirates, smugglers spies, plain-clothes cops, a few respectable citizens

Ve benim gibi gösterişsiz, mütevazı, dürüst ve prensip sahibi bir adam için, vazgeçilmezimiz soda ve nerede o?

And for me, plain, unassuming, solid citizen-type man of principle that I am, the holy comforts of soda and where is it?

dürüst faithful

Bugün evliliğim ve senin için söz veriyorum sadık, sevgi dolu ve dürüst olacağıma

Today, I promise myself to you and this marriage."To be faithful, loving, and true,

Ona karşı sadık ve dürüst olacak mısın?

Would you be honest and faithful?

Tüm düşmanlara karşı dürüstçe ve sadakatle hizmet.

To serve honestly and faithfully against all enemies.

dürüst candid

Bu çok dürüst bir açıklama, Matmazel.

That is a very candid statement, mademoiselle.

Ama çok dürüst değil.

But not too candid.

Fakat dürüst ol, Henry.

But let's be candid, Henry.

dürüst respectable

Ama o da oldu çok ve çok dürüst, cesur ve sana saygı Bunu yapmak için ama ne içeriği Senden nefret kaydettiğini söyledi.

But it was also very brave and very honest, and I respect you for doing that, but the content of what you said has made me hate you.

Ben basit, dürüst ve onurlu bir adamım.

I'm a simple decent and self-respecting man.

Haydutlar, korsanlar, kaçakçılar, casuslar, sivil polisler, birkaç da dürüst vatandaş.

Gangsters, pirates, smugglers spies, plain-clothes cops, a few respectable citizens

dürüst moral

Herkes Kardeş Liu Bei'nin dürüst olduğunu bilir.

Everyone knows brother Liu Bei's morals

dürüst Christian

Dürüst ve vatansever Hıristiyanlar uyuşturucu kaçakçısı olmazlar.

Honest, patriotic Christians don't become drug smugglers.

dürüst upfront

Tamamen dürüst ve açık ol.

Be completely upfront and honest.

dürüst single-minded

Dürüst, kendini beğenmiş bir baş ağrısı.

A single-minded, self-righteous pain in the ass.

dürüst straight-out

Onu senin için bulmuştum. Senin, güzel, dürüst, açık sözlü kızın.

I found her for you your nice, square, straight-out girl.

dürüst aboveboard

Ve peki dürüst olmayan neymis?

Uh-huh. And what is not aboveboard?

dürüst correct

Bu belgeler, doğru dürüst mühürleneli iki gün oldu.

These documents have been stamped correctly for two days now.