Turkish-English translations for düzensiz:

order · erratic · irregularly, irregular · disorganized · chaotic · disorderly, disorder, disordered · every · unstable · messy · untidy · ragged · ill · unequal · other translations

düzensiz order

Bu yeni dünya düzeninin bir parçası mı?

Is this part of your new world order?

Herşey düzenli burada, değil mi?

Everything's in order here, is it?

Tamam, her şey düzenli görünüyor.

Okay, everything seems be in order.

Click to see more example sentences
düzensiz erratic

Kalp atışı ve beyin faaliyeti düzensiz.

I got erratic heartbeat and brain activity.

Solunum değişken, nabız düzensiz, kan basıncı neredeyse sıfır.

Respiration erratic, pulse irregular, blood pressure almost nil.

Ve çok düzensiz.

And it's erratic.

Click to see more example sentences
düzensiz irregularly, irregular

Düzensiz kalp atışları akciğer ödemine sebep olabilir.

Irregular heartbeat would account for the pulmonary edema.

Solunum değişken, nabız düzensiz, kan basıncı neredeyse sıfır.

Respiration erratic, pulse irregular, blood pressure almost nil.

Bu kağıdın çok düzensiz bir hamur deseni var.

This paper has a very irregular pulp pattern.

Click to see more example sentences
düzensiz disorganized

Ama yine de bazen düzensiz bir katil yalnızca düzensiz gibi görünür.

But then again, sometimes a disorganized killer only looks disorganized.

Yani bu düzensiz atış gibi görünenler aslında organize ve kasıtlı.

So what seems to be disorganized shooting is actually organized and intentional.

Jordy gibi IQ'su düşük düzensiz bir katil nasıl ortadan kaybolur?

Jordy, a disorganized killer with a low IQ, how does he just disappear?

Click to see more example sentences
düzensiz chaotic

İşte bu yüzden gerçek hayatın bu kadar kaotik ve yazdıkların çok daha kontrollü ve düzenli.

And that's why your real life is so chaotic and yourwriting is so much more controlled and stable.

Bu düzensiz özensiz adam da kim?

Who is this chaotic pile of man?

Biraz düzensiz, ama güzel.

A little chaotic but good.

Click to see more example sentences
düzensiz disorderly, disorder, disordered

sarhoş ve düzensiz için.

for drunk and disorderly.

Bu absürd, karmaşık, gelişigüzel, düzensiz ve gerçekten nahoş.

It's absurd, confused, random, disorderly, and deeply unpleasant.

Sarhoşluk ve düzensiz davranışlar.

Drunkenness and disorderly conduct.

Click to see more example sentences
düzensiz every

Sonra düzenli bir şey haline geldi. Her perşembe.

And then it became a regular thing every Thursday.

Düzenli olarak, her ay aynı zaman.

Regular, same time every month.

Her yıl düzenlenen büyük bir festival.

It's a big festival every year.

Click to see more example sentences
düzensiz unstable

Kan basıncı düzensiz.

Blood pressure unstable

Hâlâ düzensiz ve değişken durumdalar.

It's still unstable and volatile.

Düzensiz bir hayatı oldu.

He's had an unstable life.

Click to see more example sentences
düzensiz messy

Russell Turner'ın cinayeti düzensizdi.

Russell Turner's murder was messy.

Tamamen düzensiz punk rockçı yaşama olayının yani.

The whole messy punk rocker live-in-the-moment thing.

düzensiz untidy

Polis, küçük faşistlerden kurulu düzensiz bir grup.

The police. What an untidy group of little fascists.

Küçük düzensiz bir dergi Allure'e.

An untidy little magazine called Allure.

düzensiz ragged

Anormal şekli, evet, düzensiz sınırlar, rengi düzensiz, ve çapı

Abnormal shape, yeah, border's ragged, the color's irregular, and the diameter

Hiç böyle düzensiz bir sıra görmedim.

I've never seen such a ragged line.

düzensiz ill

Constance'ın hastalığı düzenli bir hayat gerektirir.

Constance's illness requires a degree of regularity.

düzensiz unequal

Evet, hızlı ve düzensiz.

Yes it's rapid and unequal.