düzeyde

Ama tehlikeli düzeyde değil.

But it's not dangerous.

Bu bir eyalet ziyareti değil. Hükümet düzeyinde bir ziyaret.

This isn't a state visit, it's a Head of Government visit.

Ama bu tamamen başka bir düzey.

But this is at another level completely.

Bu genelde bir sorun değil, ancak Bishop üst düzey miras müvekkili.

That's usually not a problem, but bishop is a top legacy client.

Dinle o bu binadaki en üst düzey polis.

Listen he's the top cop in this building.

Böyle bir evin ileri düzeyde bir güvenlik sistemi olacaktır.

A home like this will have an advanced security system.

Onun hakkında bir şey var" iki düzeyde çalışır.

There's something about him," which works on two levels.

Bu düzeyde insanlar için ölümcül olacaktır ama bu da bir başlangıç.

At levels that would be fatal to humans, but it's a start.

Onları çok tehlikeli diye sundu Çünkü uluslararası düzeyde çok organize olmuşlar, değil mi?

He presented them as very dangerous because very organized on the international, exact level?

Bir sonraki düzey için bir kapı bulduk.

We found a door to the next level.