Turkish-English translations for dışında:

except, excepting · outside · out · out of · off · besides · outside of · except that · apart from · beyond · aside from · without · bar, barring · beside · short · saving, save · short of · other translations

dışında except, excepting

Belki de bu yüzden hiç arkadaşım yoktur senin dışında tabii ki.

Maybe this is why I don't have any friends of course except for you.

Sen dışında hayatta istediğim hiçbir şey yok.

Except you, in life there's nothing left to want

Şuradaki taş dışında; o da senin değil.

Except that rock over there, that's not yours.

Click to see more example sentences
dışında outside

Benim için bu yerin dışında hiçbir şey yok.

There's nothing for me outside of this place.

Bu kapının dışında.

Outside this door.

Bu kapının dışındaki kamera çalışıyor mu?

Is the camera outside this door working?

Click to see more example sentences
dışında out

O yüzden etrafa bir bak. .ve herhangi bir garip bir şey ya da olağan dışı bir şey görürsen, bana söyle.

So take a look around, and if you see anything strange or out of the ordinary, just tell me.

Bu hafta sonu şehir dışında olacak.

He's out of town this weekend.

Annen şehir dışında değil mi?

Your mother's out of town, right?

Click to see more example sentences
dışında out of

O yüzden etrafa bir bak. .ve herhangi bir garip bir şey ya da olağan dışı bir şey görürsen, bana söyle.

So take a look around, and if you see anything strange or out of the ordinary, just tell me.

Ve ben senin saç dışında olacağım.

and I'll be out of your hair.

Ben sadece yaşlı bir adamım zamanın dışında koşan.

I'm just an old man running out of time.

Click to see more example sentences
dışında off

O zaman kayıt dışı bir soru sorabilir miyim?

Can I ask a question off the record, then?

Savunma sistemleri devre dışı. Ana güç kaynaklarını kaybettiler.

Their defense systems are off-line and they've lost main power.

Ama son anomali ışınlayıcıyı devre dışı bıraktı.

That last anomaly knocked the transporter off-line.

Click to see more example sentences
dışında besides

Bu dünyada senin dışında da insanlar var ve onların da sorunları var.

There are other people in this world besides you and they have problems, too.

Ben basketbol dışında bir şeyin parçası olmak istedim.

I wanted to be a part of something besides basketball.

Yani, bu adam dışında?

You know, besides this guy.

Click to see more example sentences
dışında outside of

Benim için bu yerin dışında hiçbir şey yok.

There's nothing for me outside of this place.

Kasabanın dışında bir şeyler oluyor.

Something's going on outside of town.

Bizim yetki alanımızın dışında olduğu gibi sizin de yetki alanınızın dışında, Özel Ajan Dumas.

It's outside of our jurisdiction and it's out of your jurisdiction too, Special Agent Dumas.

Click to see more example sentences
dışında except that

Şey, bütün bunlar bir şey dışında iyi ve güzel.

Well, that's all very well and good, except for one thing.

O gün senin dışında.

Except you on that day.

Bunun dışında her şeyi sanırım.

Anything except that, I guess.

Click to see more example sentences
dışında apart from

Binbaşı Kira ve bay O'Brien, dışında hiçbirinizin savaş tecrübesi yok.

Apart from Major Kira and Mr O'Brien, you haven't had combat experience.

İki ya da üç şey dışında o her şeyi tahmin etti.

Apart from two or three things, she guessed everything.

şu son birkaç gün dışında

apart from these last few days

Click to see more example sentences
dışında beyond

Bu bizim kontrolümüz dışında biyolojik bir gerçek.

This is a biological fact beyond our control.

Bu benim kontrolümün dışında.

This is beyond my control.

Onu bulun ama sadece tarayıcı menzilinin dışından takip edin.

Find her but follow just beyond her scanner range.

Click to see more example sentences
dışında aside from

Sen ve Damon dışında başkaları da var mı?

Are there any others, aside from you and Damon?

Evet, ama Onun dışında.

Yeah, but aside from that.

Not dışında hiçbir şey.

Aside from the note, nothing.

Click to see more example sentences
dışında without

Hey, dışında olabilir herhangi bir gün benim patlama uygun olmadan güzel bir gün.

Hey, any day I can be outside without my blast suit is a good day.

Bakın, Bay Spencer. Bazen benim bilgim dışında olaylar olur.

Look, Mr. Spencer, sometimes things happen without my knowledge.

Amerikan kadınları da bazen silahlı korumaları olmadan yurt dışına çıkabilir.

American women sometimes do travel abroad without armed guards.

Click to see more example sentences
dışında bar, barring

Barın dışında onları gördüm ve bunun kötü bir işaret olduğunu düşündüm.

I saw them outside the bar and thought it was a bad sign.

Bu barın hemen dışında.

Right outside this bar.

Bu sadece bir bar, hatunların olmaması dışında.

Is just another bar, except without chicks.

Click to see more example sentences
dışında beside

Ve bunun dışında bir sebep daha var.

And beside that, there's another reason.

Biliyorum ki benimkinin dışında bir ses daha var.

I know that there's another voice beside mine.

İşte bu nokta dışında.

That's beside the point.

Click to see more example sentences
dışında short

Tabi bir gün gecikmiş ve bir dolar eksik olman dışında.

Except you're a day late and a dollar short.

Nefes darlığı dışında bir şey var mı?

Anything else besides the shortness of breath?

Ocağın aspiratörünün kısa devre yapmasına sebep olmuş ve alarmı devre dışı bırakmış.

That caused the furnace's exhaust fan to short out, and it disabled the alarm.

Click to see more example sentences
dışında saving, save

Artık seni hiçbir şey kurtaramaz belki Christine dışında.

Nothing can save you now, except perhaps Christine

Benim tüm birikimim dışında.

Except my life's savings.

Bu gerçek dışı uçak beni kurtarıyor.

This unreal aircraft saves me

dışında short of

Nefes darlığı dışında bir şey var mı?

Anything else besides the shortness of breath?