dağlar

Yani bütün bu ağaçlar ve dağlar ve her şey?

You mean all those trees, and mountains and everything?

Biliyorsun, Manhattan'da dağlar yok ama yüksek binalar var, aynı şey.

You know, there aren't any mountains in Manhattan. Tall buildings. Same thing.

Değişik bir ülke gibi görünüyor Dağlar, tepeler, inekler, çiftlikler, beyaz kiliseler

Looks like a different world mountains, hills, cows, farms, and white churches.

Güzel dağlar ve güzel kızlar" demek.

It means "Beautiful mountains and girls.

Ağaçlar görüyorum. Ve içinde inşaat malzemeleri olan bir kulübe. Ve dağlar.

I see trees and a shed with construction equipment in it and mountains.

Bu Nepal üzerinde bir gün doğumu ve bunlar da dünyadaki en yüksek dağlar, Himalayalar.

Well, this is sunrise over Nepal and those are the tallest mountains in the world, the Himalayas.

Koca bir göl var, dağlar var.

There's a big lake, mountains.

Bazen dağlar ve ormanlar çok çekici görünürler.

Sometimes mountains and forests look cheerful and attractive.

Dağlar ne kadar yüksek olursa olsun.

No matter how high the mountains.

Evet, ama bizde de dağlar var.

Yeah, but then we got mountains.