Turkish-English translations for da:

and · or · in · too · so · either · also · well · even · still · where · though · yet · although · likewise · other translations

We also found translations for word da in English.

da and

Ve bu da sen.

And this is you.

Ben onu dün gece gördüm. Sonra bir arabaya bindi ve bir daha da dönmedi.

Well, I saw her last night, and then she got into a car and never came back.

Oh, o da değil?

Oh, and he's not?

Click to see more example sentences
da or

Bir erkek arkadaşın ya da bir kız arkadaşın var bilmiyorum ama, eğer biraz boş vaktin varsa

I don't know if you have a boyfriend or a girlfriend but, if you have some free time

Para ya da başka bir şeye ihtiyacımız yok.

We don't need money or anything else.

Sadece beş ya da dört dakika ver bana.

Just give me five minutes. Or four.

Click to see more example sentences
da in

İyi bir adam olduğunu biliyorum. O iyi adamın hala oralarda bir yerde olduğunu da biliyorum.

I know that you are a good man, and I know that man Is still in there somewhere.

Ted, hayatımda sadece bir tek önemli insan için vaktim var ve o da Lucy.

Ted, I only have time For one most important person in my life, and that's lucy.

Gerçek hayatta da bu kadar komik mi?

Is he that funny in real life?

Click to see more example sentences
da too

Burada da senin için bir şey var.

I got something for you here, too.

Evet, bana da öyle.

Yeah. To me, too.

Senin iyi bir kadının da var.

You got a good woman, too.

Click to see more example sentences
da so

Pekâlâ, iyisin ama o kadar da iyi değilsin.

All right, so you're good, but you're not that good.

Senin gibi başka insanlar da var.

So there are people like you.

Bak, o kadar da kötü değilmiş, değil mi?

See? That wasn't so bad now, was it?

Click to see more example sentences
da either

Ben de benimkine. Her zaman, her şey hakkında yanlış olduğunu söylemiyorum ama her zaman da doğru değil.

I'm not saying she's always wrong about everything, but she's not always right, either.

O da hiçbir şey bilmiyor.

He doesn't know anything either.

Başka bir yol bul ya da lanet haritayı bana ver, ben bulayım.

Now, you either find another way or give me the goddamn map and I will!

Click to see more example sentences
da also

Ve yarın da uzun bir gün olacak.

And tomorrow will be a long day also.

Benim gibi olan insanlar da var.

There's also people like me.

Biraz para da olacak.

There's also some money.

Click to see more example sentences
da well

Bu o kadar da güzel değil.

Well, this is not so good.

O kadar da kötü bir şey değil galiba?

Yeah, well, that might not be a bad thing.

Şey, bu o kadar da kötü bir şey değil ve öyle olsa bile Bay Harbor Kasabı çocuklara zarar vermez.

Well, that's not too bad, and even if it was, The bay harbor butcher doesn't hurt kids.

Click to see more example sentences
da even

Şu küçük araba hakkında bir gerçek var ki, o da bir isminin bile olmaması.

There is something real about that little car, something that doesn't even have a name.

O Daha da önemlisi, o benim ailemdi.

Well, even more important, he was my family.

Sonra bir akşam, öğlen ya da sabah

Then one evening, or afternoon, or morning

Click to see more example sentences
da still

İyi bir adam olduğunu biliyorum. O iyi adamın hala oralarda bir yerde olduğunu da biliyorum.

I know that you are a good man, and I know that man Is still in there somewhere.

Hala da burada değil.

And she's still not.

Hala da değil.

It still doesn't.

Click to see more example sentences
da where

Bu ev o kadar büyük ki, bazen nerede olduğumu ya da kim olduğumu unutuyorum!

Why, this house is so big, I sometimes don't even know where or who I am!

Bak, bu da onu nereye getirdi?

Look where that got him.

Christian, ya söyle bana kızım nerede ya da?

Christian, you tell me where my daughter is.

Click to see more example sentences
da though

Benim kız arkadaşım var Evet bu da çok güzel her ne kadar aynı şey olmasa da, değil mi?

I have a girlfriend. Oh, yeah, that's nice too though it's not the same thing, is it?

Sadece o kadar da değil.

And it's not just that, though.

Bu harika olsa da, biliyorsun.

It's great, though, you know.

Click to see more example sentences
da yet

Bunu bilmek sizin için ne kadar zor olmalı. Hatırlamak da bir o kadar önemli.

How difficult it must be for you to know that and yet how important to remember it.

Ya daha onunla yatmadın, ya da o kadar da iyi değildi.

Either you haven't slept with her yet or she wasn't that good.

Daha da iyisi, buradan git!

Or better yet, go away!

Click to see more example sentences
da although

Çiçekler çok güzel ve salata sosu bir harika olsa da, biz evli değiliz.

See, although the flowers are beautiful and the salad dressing is great, we're not married,

Yine de iki ya da üç saatten fazla sürmez.

Although it won't take more than two or three hours.

Ama şimdi o kadar da emin değilim.

Although now I'm not so sure.

Click to see more example sentences
da likewise

Ayrıca, yükselmeden ya da çoğalmadan bu dünyada hiçbir şey kapanmıyor.

Likewise, without increase or income. Disclosing nothing. This world.

O da aynı şeyi mi yapıyordu?

And he was doing likewise?

Arka kapı da aynı şekilde.

The back door, likewise.

Click to see more example sentences