Turkish-English translations for dayanılmaz:

unbearable · irresistible · excruciating · intolerable · cruel · insufferable · other translations

dayanılmaz unbearable

Oh, Tanrım, bu kesinlikle dayanılmaz.

Oh, God, this is totally unbearable.

Ve bazen dayanılmaz bir hâl alıyor.

And sometimes, it gets unbearable

Derin, dayanılmaz bir acı.

You're in deep, unbearable pain.

Click to see more example sentences
dayanılmaz irresistible

Şey, o çok dayanılmaz, ben yardım edemem.

Well, he's just so irresistible, I can't help it.

Yani adam tehlikeli ve bilgi saklıyor ki sen bunu dayanılmaz buluyorsun.

So he's dangerous and withholding, which you find irresistible.

Kadınlar için dayanılmaz değildin.

You weren't irresistible to women.

Click to see more example sentences
dayanılmaz excruciating

Bu kedi kanserin son aşamasında, dayanılmaz bir acı çekiyor.

The cat has terminal cancer, it's in excruciating pain.

On yıllık dayanılmaz bir acı.

Ten years of excruciating pain

Dayanılmaz acılar içinde öldü.

He died in excruciating pain.

Click to see more example sentences
dayanılmaz intolerable

Sen de tek başına Mary, Tek başına bu yükü hafifletebilirsin, Ya da dayanılmaz kılarsın.

And you alone, Mary, you alone may lighten this burden, or render it intolerable.

Üzgünüm, artık bu dayanılmaz bir durum oldu.

Sorry, but it's an intolerable situation.

Başımda oldukça dayanılmaz bir ağrı var, kardeşim, efendim.

A rather intolerable pain in the head, brother sir.

Click to see more example sentences
dayanılmaz cruel

Dayanılmaz bir kayıp yaşadınız, John Russell.

You've suffered a cruel loss, John Russell.

Bu dayanılmaz girdaplar için üzgünüm. Pembe karınlar için de Morartılar için de.

I am sorry for the cruel swirlies the pink bellies the purple nurples.

dayanılmaz insufferable

Kes şu dayanılmaz zırıltıyı!

Stop that insufferable droning!