Turkish-English translations for dayanmak:

hang · hold · hang on · hold on · last · stand · take · withstand · endure · resist · bear · survive · take it · support · face · go · rest · tolerate · rely on · hold out · hold up · stand on · bear up · other translations

dayanmak hang

Sadece bir yıl daha dayan, tamam mı?

Just hang in there for one more year, OK?

Dayan Jones, beni duyuyor musun?

Hang on, Jones, you hear me?

Biraz daha dayan, bay. Wilson.

Just hang in there, Mr. Wilson.

Click to see more example sentences
dayanmak hold

Hey, sadece biraz daha dayan daha sonra istikrarlı biri olacak ve benim ki gibi rahat bir bulacaksın.

Hey, just hold out for a little more. Then you'll find a stable and comfortable job like mine.

Şimdi, sen sadece dayan.

Now, just you hold on.

Bu gerçekten oluyor, bir Dayan?

Hold on, is that really happening?

Click to see more example sentences
dayanmak hang on

Biraz daha dayan, tamam mı?

You just hang on, okay?

Lütfen, lütfen. Dayan, dayan.

Please, please, please hang on!

Dayan tatlım, tamam mı?

Hang on sweetheart, okay?

Click to see more example sentences
dayanmak hold on

Bir kaç gün daha dayan.

Hold on a few more days

Şimdi, sen sadece dayan.

Now, just you hold on.

Dayan tamam mı? Lütfen.

Hold on, okay, please?

Click to see more example sentences
dayanmak last

Kız, bir gün dayanamaz.

She won't last a day.

O bu kadar dayanamaz.

He won't last that long.

Bir numara sekiz gün dayandı.

Number one lasted eight days.

Click to see more example sentences
dayanmak stand

Ailesi bile ona dayanamadı ve onu terketti.

Even his family couldn't stand him, and left him.

Belki de bütün o toplantılara dayanamadı.

Maybe she couldn't stand all those meetings.

Dil buna dayanamaz çünkü.

'Cause Dil can't stand that.

Click to see more example sentences
dayanmak take

Fakat bir süre sonra, Caroline buna dayanamadı.

But after a while, Caroline couldn't take it anymore.

Belki kız onu terk etti o da buna dayanamadı.

Maybe she dumped him, and he couldn't take it.

Linda, Doug ne kadar dayanırdı?

Linda, how long does Doug take?

Click to see more example sentences
dayanmak withstand

Sadece Ai Fei'ye bak, hiç bir saldırıya dayanamaz.

Just look at Ai Fei can't even withstand an attack

DNA bu kadar fazla UV radyasyonuna dayanamaz.

DNA cannot withstand that much intense UV radiation.

O patlamaya hiçbir şey dayanamaz.

Nothing can withstand that blast.

Click to see more example sentences
dayanmak endure

Kutsal değerler olmadan, hiçbir saltanat dayanamaz.

Without sacred values, no reign can endure.

pek çok sıkıntıya dayanmıştı: "sefillik, kıtlık

'enduring many hardships: 'abject poverty, starvation

Roger, zorluğa dayanmak için eğitim aldım.

Roger, I've been trained to endure hardship.

Click to see more example sentences
dayanmak resist

İki defa hayır dedi ama sonunda dayanamadı.

Twice she said no. But finally, she couldn't resist.

Barbra Streisand, Neil Diamond'la düet yapmaya dayanamaz.

Barbra Streisand can't resist Singing duets with Neil Diamond.

Sana dayanamadı mı, Mikey?

Couldn't resist you, Mikey?

Click to see more example sentences
dayanmak bear

Bayan Scarlett nasıl dayanıyor?

How's Miss Scarlett bearing up?

Çünkü bu ayıcık dünyanın kibrine dayanamaz.

'Cause this bear can't bear the world's disdain.

dayanmak survive

Ama sıradan bir bitki çok uzun süre dayanmaz.

But an ordinary plant won't survive long.

Bu hükümet bir Cylon saldırısına dayandı.

This government survived a Cylon attack.

dayanmak take it

Fakat bir süre sonra, Caroline buna dayanamadı.

But after a while, Caroline couldn't take it anymore.

Belki kız onu terk etti o da buna dayanamadı.

Maybe she dumped him, and he couldn't take it.

dayanmak support

General, bu ada filo desteği olmadan beş gün bile dayanamaz.

General, the island won't Iast five days without fleet support.

dayanmak face

Dön ve yüzünü duvara daya.

Turn around and face the waIl.

dayanmak go

Daya, dinle beni! git buradan!

Listen to me, Daya! Go away!

dayanmak rest

Son Astro Turf'a kadar dayan.

Rest on standing AstroTurf.

dayanmak tolerate

Dayan Mary Jane.

Mary tolerates Jane.

dayanmak rely on

Ama benim işim küçük ve dostluk ilişkisine dayanıyor.

But my operation is small and relies on relationships.

dayanmak hold out

Hey, sadece biraz daha dayan daha sonra istikrarlı biri olacak ve benim ki gibi rahat bir bulacaksın.

Hey, just hold out for a little more. Then you'll find a stable and comfortable job like mine.

dayanmak hold up

Ve o kristal fazla dayanmaz.

And that crystal won't hold up.

dayanmak stand on

Son Astro Turf'a kadar dayan.

Rest on standing AstroTurf.

dayanmak bear up

Bayan Scarlett nasıl dayanıyor?

How's Miss Scarlett bearing up?