Turkish-English translations for değil:

not · that · no · don’t · doesn’t · neither · rather · nope · un · nay · other translations

değil not

Ama bu benim için değil.

But it's not for me.

Senin için iyi değil.

Not good for you.

Şey, benim için değil.

It it's not for me.

Click to see more example sentences
değil that

Hayır, bu benim için değil.

No, no, that's not for me.

İyi bir şey değil bu, öyle mi?

And that's not good, is it? No.

Bunun gibi değil.

Not like that.

Click to see more example sentences
değil no

Şey evet Hayır Evet Benim için de iyi değil, senin için de iyi değil.

Well, yes, no, yes It's not good for me. It's not good for you.

Hayır, hayır ben değilim.

No, no, that's not me.

Oh, hayır, öyle değil, öyle değil

Oh, no, that's not, that's not

Click to see more example sentences
değil don’t

Ama sen bunu biliyorsun değil mi?

But you know that Don't you?

Bunu sana kim söyledi bilmiyorum, ama bu kesinlikle doğru değil.

I don't know who told you that, but that is just not true.

Sence de bu iyi bir fikir değil mi?

Look, you don't think it's a good idea?

Click to see more example sentences
değil doesn’t

O burada değil ve bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyor.

Yeah, well, he's not here, and he doesn't know anything about that.

Bunun bir anlamı yoktur, değil mi?

That doesn't mean anything, right?

Ama hiç de böyle olmak zorunda değil dostlarım.

But it doesn't have to be like that, my friends.

Click to see more example sentences
değil neither

Sanırım, bu gece ikimiz de öpülmeyeceğiz, değil mi? beş, dört, üç, iki bir!

I guess neither of us are getting a kiss tonight, huh? five, four, three, two, one!

Ama siz artık gerçek asker değilsiniz, ben de değilim.

But you're not real soldiers any more, and neither am I.

Tamam, o zaman ikimiz de değiliz.

Okay, so it's neither of us, then.

Click to see more example sentences
değil rather

Beni bağışlayın, en güçlü kadın değil, daha doğrusu en güçlü canavar değil.

Excuse me, not the most powerful woman, rather the most powerful monster.

Hayır, bu tam olarak bir insan değil oldukça gelişmiş bir teknoloji ürünü.

No, this is certainly not human, rather a highly advanced technology

Böyle bir gemide bu oldukça garip değil mi?

Isn't that rather odd on a ship like this?

Click to see more example sentences
değil nope

Hayır, bu benim sorumluluğum değil

Nope, that is not my responsibility

Yok, bu pek iyi bir espri değil.

Nope. That's not a good joke.

Hayır o benim nickim değil

Nope, that is not my nickname.

Click to see more example sentences
değil un

O halde Amerikalılara göre değil, değil mi?

Well, then it's un-American, isn't it?

Jennifer, şu anda beni çözmezsin herhalde değil mi?

Jennifer, there's no chance that you'd un-cuff me right now?

Kredi kartı harcamaları hiç Charles'ınmış gibi değil.

His credit card charges are very un-Charles-like.

Click to see more example sentences
değil nay

Bir şeytan, bir kadın ya da bir cadı değil!

A demon, not a woman, nay, a witch!

Hayır, ben Aziz James değilim.

Nay, I am not Saint James.

Açık bir kapı plan değildir küçük hanım.

An open door is nay a plan, lass.