Turkish-English translations for de:

and · too · in · so · still · on · also · then · either · neither · even · anyway · nor · as well · both the · yet · after all · however · during · even now · dee · likewise · other translations

We also found translations for word de in English.

de and

Ve bu, ve de bu.

And this, and this.

Ve sen de.

And you, too.

Bu hikayede bir şeyler eksik. ve bana yardım etmezsen ben de sana yardım edemem.

Something is missing from this story. And if you don't help me, I can't help you.

Click to see more example sentences
de too

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Sen de bir şeyler yap.

You do something too!

Ve çünkü sen de beni seviyorsun.

And because you love me too.

Click to see more example sentences
de in

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Senin içinde de var.

It's in you too.

Sanırım ikimiz de aynı işi yapıyoruz.

I guess we're in the same business.

Click to see more example sentences
de so

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Peki, bu büyük şey de ne?

So what's this big thing?

Ama sonra o hayır dedi ben de evet,evet,evet dedim!

But then she said no, so I said yes, yes, yes!

Click to see more example sentences
de still

Senin için zor olduğunu biliyorum, ama benim için de zor, ve yine de gitmeliyiz.

I know it's hard for you, but it's hard for me too, and we still have to go.

Yine de bir ismi var.

he still has a name.

Yine de o kadar komik değildi.

And still he wasn't that funny.

Click to see more example sentences
de on

gel sen de ve bunu biliyorsun

..you come on and you know that

Tekrar düşündüm de Bu gece ne yapıyorsun?

On second thought, what are you doing tonight?

Kim bilir, belki de o uçakta bir tane vardır.

Who knows, maybe there's even one on that plane.

Click to see more example sentences
de also

Ama gelecek olan para ile ilgili de çok farklı bir şey var.

Just, there's also something very different about the money coming in.

Ama bir de ortadan kaybolan bir milyon dolar var.

But there's also a million dollars which have disappeared.

Seninle evlenmek istemiyorum, çünkü benim de kalbim bir başkasına ait.

I don't want to marry you because my heart also belongs to another.

Click to see more example sentences
de then

İyi insanlar var kötü insanlar var ve bir de bunlar var.

There's good people, there's bad people, and then there's these people.

O zaman ben de başka bir yol bulmak zorundayım.

Then I will just have to find another way.

Bir gün daha kalırım ben de o zaman.

Then I'll stay for one more day.

Click to see more example sentences
de either

Ben de benimkine. Her zaman, her şey hakkında yanlış olduğunu söylemiyorum ama her zaman da doğru değil.

I'm not saying she's always wrong about everything, but she's not always right, either.

Sen de çok kötü değilsin.

You're not so bad either

Sen de hiçbir şey görmedin.

You didn't see anything, either.

Click to see more example sentences
de neither

Sanırım, bu gece ikimiz de öpülmeyeceğiz, değil mi? beş, dört, üç, iki bir!

I guess neither of us are getting a kiss tonight, huh? five, four, three, two, one!

Şey, teknik olarak sen de değilsin.

Oh, well, technically, neither are you.

Sen de benim umurumda değilsin.

I don't care about you neither.

Click to see more example sentences
de even

ve biliyorum ben kötü bir babayım sen de hiç de kötü bir baba değilsin

And I know I'm a bad father You're not even a bad father

Charlie o belki de gerçek bir polis değildi.

Charlie, maybe he wasn't even a real cop, man.

Ayrıca evli de değilim.

And I'm not even married.

Click to see more example sentences
de anyway

Ama sonra bir şey oldu. İmkansız olduğunu biliyordum ama yine de oldu.

And then something happened, something that I knew was impossible but it happened anyway.

Belki de kötü bir fikirdi.

Maybe a bad idea anyway.

Evet, yine de sağ ol.

Yeah, thanks anyway. Okay.

Click to see more example sentences
de nor

Ve şu an bunun ne yeri, ne de zamanı. sana bir şeyi açıklamama izin ver, izin ver de açıklayayım.

And now is not the time nor place for it. Let me explain something to you. Let me say something.

Hayır, ne benim ne de birçok insan için.

Not for me, nor for a great many people.

Dün gece de yoktu, fark etmedin mi?

Nor last night. You didn't notice.

Click to see more example sentences
de as well

Ben de senin için bir şeyler yapmak istiyorum.

I want to do something for you as well.

Benim işim de bu.

It's my job, as well

Ama daha önce de bir kez karşılaştık.

But we met once before that as well.

Click to see more example sentences
de both the

Bırak sana yardım edeyim, çünkü şu an ikimiz de aynı şeyi istiyoruz.

Let me help you because now, we both want the same thing.

Olmaz, ikimiz de aynı şey olmak zorundayız.

No, we both have to be the same thing.

Ama galiba ikimiz de aynı şeyi istiyoruz.

But I-I think we both want the same thing.

Click to see more example sentences
de yet

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Bu mümkün, ama yine de mümkün değil.

It's possible and yet it's not possible.

Ben de hazır değildim ama bana ihtiyaçları vardı.

Now, I wasn't ready yet, either, but they needed me.

Click to see more example sentences
de after all

Belki de buraya gelmek o kadar kötü bir fikir değildi.

Maybe it wasn't such a bad idea coming here after all.

Belki de durum o kadar fena değildir.

Well, maybe this isn't so bad after all.

Ne de olsa bunu ben yaptım.

I mean, after all, I made it.

Click to see more example sentences
de however

Yine de, daha iyi hissediyorum, yani bunun için ben birer içki daha alacağım.

However, I do feel better, so for that, I I'll get us another drink.

Yine de, bu sadece başlangıç.

However, this is only the beginning.

Kalp krizi, yine de güzel değil, Herneyse Peter öldü.

Heart attack, though, not, well, however Peter died.

Click to see more example sentences
de during

Belki de tehlikeli biyolojik bir silahı taşıma esnasında korumak için kullanılıyordu.

Perhaps it was being used to protect a dangerous biological weapon during transport.

Cömertliğin çok makbule geçti özellikle de bu sağlık teftişi döneminde.

Your generosity is greatly appreciated especially during this health inspection season.

O süre zarfında ben de biraz büyüdüm.

During that time, I also grew up a little

Click to see more example sentences
de even now

Benim de sana. Şimdi daha da çok.

And I need you, now even more.

Artık bir işim de var

Now I even have a job

Şimdi de ben ona ihanet ettim, sanırım artık daha da yalnız.

And now I've betrayed him, so I guess now he's even more alone.

Click to see more example sentences
de dee

Ben de Dee Dee.

And I'm Dee Dee.

Dee de kim oluyor?

Who the hell is Dee?

Lil Dee! Lil Dee de kim?

Who the hell is Lil Dee?

Click to see more example sentences
de likewise

Umarım sen de öylesindir Pietro, Angela, Paulo ve Michael de iyidir.

I hope you are too. Likewise Pietro, Angela, Paulo and Michael.

Harvey Dent, aynen ben de öyle, dedektif.

Harvey dent, likewise about you, detective.

Ve bira dışında ben de aynını yapacağım.

And except for the beer, I'll do likewise.

Click to see more example sentences