Turkish-English translations for derece:

degree, degrees · level · temperature · grade · point · rate, rating · stage · scale · order · severity · measure · plane · standard · extent · rank · other translations

derece degree, degrees

Aynı isim, aynı derece, Aynı fotoğraf, ama farklı bir adam Neler oluyor?

Same name, same degree, same photo, but a different guy what's going on?

Anlaşıldı. Beş derece sola, Bud.

Roger, Five degrees left, Bud,

Üçüncü derece cinayet.

Third degree murder.

Click to see more example sentences
derece level

Bu güç seviyeleri aşırı derecede düşük.

These power levels are extremely low.

Son derece zeki, ama vasıfsız ya da düşük kademe bir işi var.

He's highly intelligent, but he holds a menial or low-level job.

İklim sistemi birinci derece ve yükseliyor.

Weather system level one and rising.

Click to see more example sentences
derece temperature

Evet ve kalp, dakikada üç kez atıyor. Vücut sıcaklığı genelde üç santigrat dereceye kadar düşer.

And your heart beats three times a minute, body temperature is usually down to about three degrees centigrade.

Bildirilen şu anki sıcaklık sıfır derece civarında.

The current reported temperature is about zero degrees

Evet, ama dondurucu derecede olmazsa, nanobotları kontrol edemem.

Yes. But without freezing temperatures, I can't control the nanobots.

Click to see more example sentences
derece grade

Bunu yedikten sonra, belki sen de daha zeki olur ve daha yüksek dereceler alırsın.

After eating this, maybe you can be smarter and get higher grades.

Birinci dereceden Emekli Dedektif Henry Spencer.

Retired detective first grade Henry Spencer.

Üçüncü ya da dördüncü derecede.

In third or fourth grade.

Click to see more example sentences
derece point

Üç veya dört derece

Three or four points

Bir derece sancağa, efendim.

Starboard one point, sir.

Üç derece kuzeybatıya, tam hızla.

Three points northwest, full speed.

Click to see more example sentences
derece rate, rating

Amerika ikinci derece bir güç haline geldi.

America has become a second-rate power.

Nasıl olurda, senin gibi üçüncü derece, aşağılık bir memur,

How does a third-rate pencil-pushing apple-stealing dickhead like you

NasıI olurda, senin gibi üçüncü derece, aşağıIık bir memur Nassau eyaletinde dört yatak odalı bir ev satın alabilir?.

How does a third-rate, pencil-pushing, apple-stealing, dick-head like you afford a four-bedroom colonial in Nassau motherfucking County?

derece stage

Üçüncü derece yanma başladı.

Third stage burn has begun.

Üçüncü derece bir lonca kaptanı, birkaç dakika içinde burda olacak.

A third-stage guild navigator will be here within minutes.

derece scale

Bu derece bir genetik mühendisliği hiç görmemiştim.

I've never seen genetic engineering on this scale.

Bu derece başarısızlık bir gecede olmaz.

Failure on this scale doesn't happen overnight.

derece order

Bu birinci derece terimi oluşturacak.

That will reproduce the first-order term.

derece severity

Vücut zaten aşırı derecede hasar gördü.

The body is already severely damaged.

derece measure

İyi bir derece için bir tane daha küfür ve sonra, BAM!

One more blasphemy for good measure, and then,,, bam,

derece plane

Dalış kanatları, Bay Bluebeard, üç derece.

Diving planes, Mr. Bluebeard, three degrees.

derece standard

Embry, son derece yapmacık ve standart biriydi.

It was exceedingly theatrical and standard Embry.

derece extent

Tam olarak o derecede değil.

Not exactly to that extent.

derece rank

Ben uluslararası dereceye girmiş bir amigolar koçuyum!

I am a internationall y-ranked cheerleading coach!