Turkish-English translations for derin:

deep · home · deeply · sound · profound · fast · heavy · depth · bottom · cavernous · other translations

derin deep

Derin bir nefes al. Derin bir nefes al ve ne olduğunu anlat.

Just take a deep breath take a deep breath and tell me what happened.

Derin bir nefes al hayatım.

Take a deep breath, darling.

Tarihte afet Ama ne o en iyi bilinen kötü derin uzay olduğunu.

But what she's best known for is the worst deep space disaster in history.

Click to see more example sentences
derin home

Eve git" derken ne demek istiyor?

Go home." What does it mean?

Lucas, buraya, bana, eve hoşgeldin, demek için mi yoksa Sean ile dövüşmek için mi geldin?

Lucas, did you come here to welcome me home Or to pick a fight with sean?

Ev mi dedin sen?

You said "home.

Click to see more example sentences
derin deeply

Bakın planlamam gereken bir cenaze var, bir kahraman için askeri bir cenaze, ve de gerçekten derinden sevdiğim kocam.

Look I have a funeral to plan. A military funeral for a hero and a husband that I loved very deeply.

Derin nefes al ve beni düşün.

Breathe deeply and think with me.

Bu tecrübe seni çok derinden etkiledi, değil mi?

The experience Touched you very deeply didn't it?

Click to see more example sentences
derin sound

Bunların ne demek olduğunu bilmiyorum ama kulağa oldukça kötü geliyor.

I don't know what any of that means, but it sounds pretty bad.

Bu ses de ne demek, Daniel?

What's that sound mean, Daniel?

Derin bir nefes alın.

Take a breath. That sounds

Click to see more example sentences
derin profound

Çok derin bir yaşam tecrübesi. Özür dilerim, ah, şu peçeteyi Tamam, sorun yok, sadece

A profound life experience sorry oh put this napkin no that's all right, just

Üzerinde derin bir etki bırakan bir şey.

Something that had a profound effect on him.

Dünya hakkında çok derin bilgilere sahip bir adam.

A man with a profound knowledge of the world.

Click to see more example sentences
derin fast

Bu gerçekten çok hızlı olacak Kenny'nin sana dediğini unutma, tamam mı? Bir, iki, bir, iki.

This is gonna happen real fast, so you gotta remember what Kenny told you, all right: one, two, one, two.

Sadece gerçekten çok hızlı kelime çok söylüyorsun demek bir şey.

You're just saying a lot of words really fast that mean nothing.

Yeterince hızlı ne demek, Jonathan?

What is fast enough, Jonathan?

Click to see more example sentences
derin heavy

Bu "ağır su" denen şey de ne?

What the devil is heavy water?

Dedi ki: "İri insanlar çok garip.

He said, "The heavy people are strange.

Aptal değil, ağır demek istedim.

Not stupid, I mean, heavy.

Click to see more example sentences
derin depth

Belki de daha derin bir röportaj için?

Maybe for a more in-depth interview?

Ben de daha derin araştırma yapabileceğim bir yere gideyim.

And I'll go somewhere where I can do more in-depth research.

Psikolojik profiller, derin anketler, Gelişmiş veritabanı.

Psychological profiles, in-depth questionnaires, an extensive database.

Click to see more example sentences
derin bottom

Dedi ki, "Koridor yedi alt raf.

She said, "Aisle seven, bottom shelf.

Demek ki baştan aşağı arayacağız.

That means a top-to-bottom sweep.

Sen, "Küçük kaypak" dedin.

You said, "Tiny butter-bottom.

derin cavernous

Orada çok derin tüneller var.

Very deep caverns there.

Bu mağara nedir Tom, denir?

What's this cavern called, Tom?