Turkish-English translations for devam:

keep · continuity, continuing, continuation, continuance, continue · go on · keep on · proceeding · resume · sequel · follow · progression · proceed with · maintain · last · persist · endure, endurance · steadiness · pursue · wear · duration · permanent, permanence, permanency · prosecute, prosecution · other translations

devam keep

Endişelenme, çalışmaya devam et, buraya geldim; çünkü sana söyleyeceğim önemli bir şey var.

Don't worry and keep working. I've come here because I have something important to tell you.

Evet, ama yine de devam edebilir miyiz?

Yeah, but can we keep doing it, though?

O zaman devam edeceğiz.

Then we keep going.

Click to see more example sentences
devam continuity, continuing, continuation, continuance, continue

Birlikte bir hayat kurduk, ve bu hayat, devam etmesini istediğim gerçekten de güzel bir hayat.

You know, we built a life together, and it's a really good life that I would like to continue.

Ama sen devam edeceksin.

But you will continue.

Bunu yapmaya devam ediyor ve neden biliyor musun?

He continues to do it and do you know why?

Click to see more example sentences
devam go on

Hayır, lütfen, devam edin.

No, no, please go on.

Devam et, tekrar yap!

Go on, do it again!

Hadi, devam et, Tony.

Come on. Keep going, Tony.

Click to see more example sentences
devam keep on

Her zaman aynı şeyi söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim.

I always say the same thing and I'm gonna keep on saying it.

Hadi, Weeks, konuşmaya devam et.

Come on, Weeks, keep talking.

Ama denemeye devam et.

But keep on trying

Click to see more example sentences
devam proceeding

Devam etmek hazır mısınız Bu deneme ile kararı altında Bu subaylar?

Are you prepared to proceed with this trial under the judgment of these officers?

Bay Warren, Bay Clarke devam edebilirsiniz.

Mr Warren, Mr Clarke, you may proceed.

Peki General, planlandığı gibi devam edin.

Very well, General, proceed as planned.

Click to see more example sentences
devam resume

Bayanlar, baylar, oyun kısa süre içinde devam edecek.

Ladies and gentlemen, the play will resume shortly.

Eğer bu bir oybirliğiyse, planlandığı gibi yarın devam edeceğiz.

If that's the consensus, we'll resume tomorrow as scheduled.

B ve C Bloğu normal programa devam edecek.

Blocks B and C resume normal program.

Click to see more example sentences
devam sequel

Evet efendim. Peki bu Connecticut'lı Yanki'nin devamı olacak Bay Twain?

Yes, sir, and will this be a sequel to Connecticut Yankee, Mr. Twain?

Filmde başka bir şey var mı, mesela yönetmenin yorumu veya devamı gibi?

Anything else on the film, like director's commentary, sequel, maybe?

Sadece yeni Star Wars'ın devamı hakkında düşünüyorum.

Just thinking about the new Star Wars sequel.

Click to see more example sentences
devam follow

Beni takip etmeye devam edeceksin, değil mi?

You're gonna keep following me, aren't you?

Lütfen devam, beni takip edin.

Please keep up. Follow me.

Bizi takip etmeye devam ediyor, dostum.

He's gonna keep following us, man.

Click to see more example sentences
devam progression

Onlara devam eden bir soygun olduğunu söyle.

Tell them there's a robbery in progress.

Devam eden bir soygun var.

There's a robbery in progress.

Bu olan arkadaşlarım, devam eden yasadışı bir hareket.

That my friends is an illegal act in progress.

Click to see more example sentences
devam proceed with

Devam etmek hazır mısınız Bu deneme ile kararı altında Bu subaylar?

Are you prepared to proceed with this trial under the judgment of these officers?

Alfa Planı ile devam et.

Proceed with Plan Alpha.

Sadece dikkatli devam edin diyorum.

I'm just saying, proceed with caution.

Click to see more example sentences
devam maintain

Diğer bir haber, Lindsay Lohan ayık ve mutlu kalmaya devam ediyor.

In other news, Lindsay Lohan maintains that she is still sober and happy.

Anne, devam eden bir ilişkim var.

Mum, I have a relationship to maintain.

Aile geleneği olan bu işi Maxime devam ettirmektedir.

In this family business, Maxime maintains tradition.

Click to see more example sentences
devam last

Ve aramaya devam edeceğiz son ana kadar.

And we'll keep looking. Until the last minute.

Son bir şey daha: Bir siren duyar ya da bir polis görürsen sadece yürümeye devam et.

And one last thing: if you hear a siren or see the police, just keep going.

DHD üstünde çalışmaya devam et. Bu bizim son şansımız olabilir.

Just keep working on the D.H.D. This may be our last shot.

Click to see more example sentences
devam persist

Sevimli ve devamlı bir gülüşünüz var.

You have a lovely and persistent laugh.

Eğer ilişki bir aşk ilişkisi ise. sonra aşk devam eder.

If the relationship was one of love then the love persists.

Hala devam eden bir sorun Liz Lemon.

A problem that persists, Liz Lemon.

Click to see more example sentences
devam endure, endurance

Charles Flyte ölmüş olabilir ama inanç ve umut fikri devam etmelidir.

Charles Flyte may be dead, but that idea of faith and hope must endure.

Ben tahta hizmet ediyorum ve taht devam edecek.

But I serve the throne, and the throne will endure.

Bach ailesi devam etmeli.

The Bach family must endure.

Click to see more example sentences
devam steadiness

Düz gitmeye devam et. Hızını sabit tut.

Keep going straight, keep your speed steady.

Ve Coy'un torbacısı, El Drano, ayrıca Prussia'nın devamlı müşterisiymiş.

And Coy's dealer, El Drano, also happens to be..Prussia's steady customer..

Gaia, yaradılışın toprak anası, muzumu katkısız ve devamlı yap.

Gaia, Earth Mother ofCreation, make my banana steady and true.

devam pursue

Şimdi ben devam etmek istiyorum Bu, ancak dakika

Now I want to pursue this, but the minute

Oh, Hayley dinle, Ethan bunu devam etmek istediğini düşünüyoruz.

Oh, listen, Hayley, I think that Ethan wants to pursue it.

İtalya'da Vitomir entelektüel amaçlarını izlemeye devam etti.

In Italy Vitomir continued to pursue intellectual goals:

devam wear

O şapkayı takmaya devam et Crystal.

You just keep wearing that hat, Crystal.

Belki altı,.. o da makyaj yapmaya devam ederse.

Maybe a six, if she keeps on wearing makeup.

Bu sandaletleri giymeye devam etmeyeceksiniz, değil mi, Bay Paul?

You're not gonna keep wearing those sandals, are you, Mr. Paul?

devam duration

Giles, özür dilerim, ama bu sadece buraya ziyaretimizin devamı için.

Giles, sorry, but this is just for the duration of our stay.

Sadece devamı için ne demek?

What is just for the duration?

devam permanent, permanence, permanency

Bu beni devamlı tedavi edebilir

This may cure me permanently.

Devamlı oturma düzenini sonra yaparız.

We'll arrange permanent seating later.

devam prosecute, prosecution

İddia makamı adına devam edebilirsiniz, Bay Myers.

You may proceed for the prosecution, Mr Myers.

İddia makamı devam edebilir.

The prosecution may proceed.