Turkish-English translations for devamlı:

continual, continuously, continued, continuous · running · ongoing · forever · away · constant · lasting · regularly, regular · persistent · hourly · repeated · enduring · steady · on end · standing · permanent · frequent · other translations

devamlı continual, continuously, continued, continuous

Birlikte bir hayat kurduk, ve bu hayat, devam etmesini istediğim gerçekten de güzel bir hayat.

You know, we built a life together, and it's a really good life that I would like to continue.

Ama sen devam edeceksin.

But you will continue.

Bunu yapmaya devam ediyor ve neden biliyor musun?

He continues to do it and do you know why?

Click to see more example sentences
devamlı running

Devam edin, küçük bir kız çocuğu gibi kaçın!

Go ahead, run away like a little girl!

Devam et, koş, koş!

Go on, run, run!

Neden koşmaya devam ettin?

Why did you keep running?

Click to see more example sentences
devamlı ongoing

Pekala, üzgünüm, ama devam eden bir soruşturma hakkında yorum yapamayız.

Uh Well, I'm I'm sorry, but we can't comment on an ongoing investigation.

Bay Andrews, bu devam eden bir soruşturma.

Mr. Andrews, this is an ongoing investigation.

Sadece devam eden bir soruşturma.

Just an ongoing investigation.

Click to see more example sentences
devamlı forever

Ve sonsuza dek birlikte yürümeye devam edeceğiz.

And we'll keep on walking, together, forever

Hayır, sonsuza dek böyle devam edemezsin.

No, you can't keep that up forever.

O sonsuza dek devam edecek.

He's gonna go forever.

Click to see more example sentences
devamlı away

Devam edin, küçük bir kız çocuğu gibi kaçın!

Go ahead, run away like a little girl!

Devam edin, götürün onu.

Go ahead, take him away.

Başka bir buluşma istiyorsan yürümeye devam et.

If you want another date, keep walking away.

Click to see more example sentences
devamlı constant

Devamlı saldırı altında yaşadı.

He lived under constant attack.

Evet, bölgede sismik aktivite olduğuna dair raporlar var, düşük seviyede ama bayağı devamlı.

Yeah, reports of seismic activity in the area, low-grade, but pretty constant.

Hayır, Pinot devamlı bakım ve dikkat ister.

No, pinot needs constant care and attention. You know?

Click to see more example sentences
devamlı lasting

Ve aramaya devam edeceğiz son ana kadar.

And we'll keep looking. Until the last minute.

Son bir şey daha: Bir siren duyar ya da bir polis görürsen sadece yürümeye devam et.

And one last thing: if you hear a siren or see the police, just keep going.

DHD üstünde çalışmaya devam et. Bu bizim son şansımız olabilir.

Just keep working on the D.H.D. This may be our last shot.

Click to see more example sentences
devamlı regularly, regular

Ne yani, devamlı bir şey mi olacak artık bu?

So what? Is this going to be a regular thing now?

Yani bu devamlı olan bir şey mi?

So this is, like, a regular thing?

Hayır anne, aslında devamlı bir iş.

No, mum. A regular job actually.

Click to see more example sentences
devamlı persistent

Sevimli ve devamlı bir gülüşünüz var.

You have a lovely and persistent laugh.

Eğer ilişki bir aşk ilişkisi ise. sonra aşk devam eder.

If the relationship was one of love then the love persists.

Hala devam eden bir sorun Liz Lemon.

A problem that persists, Liz Lemon.

Click to see more example sentences
devamlı hourly

Yangın altı saat devam edecek.

Fire will burn for six hours.

Bir saat sonra devam edeceğiz.

We'll resume in an hour.

Onbir saat ve hâlâ devam ediyordu.

Eleven hours and still counting.

Click to see more example sentences
devamlı repeated

Ve "Bir damla su, hava kadar hafiftir." de ve tekrarlamaya devam et.

A drop of water, as light as air," and keep repeating it.

Oku, tekrar et, ve tekrar etmeye devam et.

Read it, repeat it, and keep repeating it.

Ama tarih tekerrür etmeye devam ediyor.

But history keeps repeating itself.

Click to see more example sentences
devamlı enduring

Charles Flyte ölmüş olabilir ama inanç ve umut fikri devam etmelidir.

Charles Flyte may be dead, but that idea of faith and hope must endure.

Ben tahta hizmet ediyorum ve taht devam edecek.

But I serve the throne, and the throne will endure.

Bach ailesi devam etmeli.

The Bach family must endure.

Click to see more example sentences
devamlı steady

Düz gitmeye devam et. Hızını sabit tut.

Keep going straight, keep your speed steady.

Ve Coy'un torbacısı, El Drano, ayrıca Prussia'nın devamlı müşterisiymiş.

And Coy's dealer, El Drano, also happens to be..Prussia's steady customer..

Gaia, yaradılışın toprak anası, muzumu katkısız ve devamlı yap.

Gaia, Earth Mother ofCreation, make my banana steady and true.

devamlı on end

Daha ne kadar bu işkence devam edecek, buna ne zaman son vereceksiniz?

How long will this torture go on, when will you end this?

Belki de mutlu son sadece yoluna devam etmektir.

Maybe the happy ending is just moving on.

Bir hayat biter, diğerleri devam eder.

One life ends, the others march on.

devamlı standing

Devam et, orada dur.

Go ahead, stand up there.

Ayağa kalk, devam et.

Stand up, move on.

devamlı permanent

Bu beni devamlı tedavi edebilir

This may cure me permanently.

Devamlı oturma düzenini sonra yaparız.

We'll arrange permanent seating later.

devamlı frequent

Kaç tane devamlı ziyaretçisi var?

How many frequent visitors?