Turkish-English translations for doğruluk:

truthfulness, truth · accuracy · justice · honesty · integrity · preciseness, precision · righteousness · good · right, rightness · correct, correctness · authenticity · veracity · straightness · fairness · faithfulness · other translations

doğruluk truthfulness, truth

Doğruluk sandiviçi için teşekkürler, benim küçük kardeşim.

Thanks for the truth sandwich, my little brother.

Tamam, doğruluk yeter.

Okay, enough truth.

Cesaret, değil mi? ve doğruluk. ve onur.

Courage, right? And truth. And honor.

Click to see more example sentences
doğruluk accuracy

Ve o zamandan beri sadece Iki dart var doğruluk anahtarıdır.

And since we only have two darts, accuracy is key.

Teknoloji, hız ve doğruluğun garantisidir.

Technology guarantees speed and accuracy.

Teknoloji hızı ve doğruluğu garanti ediyor

Technology guarantees speed and accuracy, you know?

Click to see more example sentences
doğruluk justice

Bu köşede, doğruluk ve adalet için,

In this corner, for truth and justice,

Doğruluk ve adalet için savaşmak.

Fighting for truth and justice?

Doğruluk, adalet, Amerikan tarzı.

Truth, justice, the American way.

Click to see more example sentences
doğruluk honesty

Doğruluk benim için çok önemlidir.

Honesty is very important to me.

Bu kadar doğruluk yeter.

That's enough honesty for now.

Dürüstlük ve doğruluk önemlidir.

Honesty and integrity matter.

Click to see more example sentences
doğruluk integrity

Sadakat, vazife, saygı, onur, doğruluk ve cesaret?

Loyalty, duty, respect, honor, integrity and courage?

Doğruluk ve erdem dolu bir adam.

A man of great integrity and virtue.

Dürüstlük ve doğruluk önemlidir.

Honesty and integrity matter.

Click to see more example sentences
doğruluk preciseness, precision

Taktik ve doğruluk, genel olarak artık aynı şey.

Tactical and precision are now generally the same thing.

Her şey doğruluk ile alakalıdır, bayanlar baylar.

It's all about precision, ladies and gentlemen.

Evet ama, mutlak doğruluk gerektirir.

Yes, but it requires absolute precision.

Click to see more example sentences
doğruluk righteousness

Doğruluk için daha iyi bir zaman olabilir mi?

Wouldn't this be a good time for righteousness?

Popüler pasta, hilekâr matematik objesi ve şimdi de doğruluğun kılıcı.

Popular pastry, tricky math thing and now sword of righteousness.

Doğruluk, güçlü bir nehir gibi yükselecek.

Righteousness shall rise like a mighty river.

Click to see more example sentences
doğruluk good

Doğruluk için daha iyi bir zaman olabilir mi?

Wouldn't this be a good time for righteousness?

Doğruluk ve iyilik kazanır.

Truth and goodness win

Erdemlilik ve doğruluk düşmanını değerli kılar değil mi?

Goodness and probity make worthy adversaries, do they not?

doğruluk right, rightness

Cesaret, değil mi? ve doğruluk. ve onur.

Courage, right? And truth. And honor.

Old Peattie doğruluğu kesin. sonra hazır olur.

Old Peattie fix ya right up. Be ready later.

doğruluk correct, correctness

Doğruluğu kanıtlanmış bir teşhis.

A diagnosis that's proven correct.

Bu siyasi doğruluk işte burada.

It's political correctness there it is.

doğruluk authenticity

Hayır. Doğruluğu ispatlandı ama bunun pek bir anlamı yok.

No, I had them authenticated, but that doesn't mean anything.

doğruluk veracity

Bu yüzden doğruluğu ve inanç kökenleri üzerine, gerçekten, bir meditasyon var.

So it's a meditation, really, on the veracity and origins of faith.

doğruluk straightness

Nerede onun o ihtişamlı doğruluğu?

Where is his royal straightness?

doğruluk fairness

Doğruluk senin dürüst, mutlu yüzündür,

Fair fa' your honest, sonsie face,

doğruluk faithfulness

Bu yüzden doğruluğu ve inanç kökenleri üzerine, gerçekten, bir meditasyon var.

So it's a meditation, really, on the veracity and origins of faith.