Turkish-English translations for doğrusu:

even · really · actually · accurately · honest, honestly · frankly · indeed · in fact · precisely · in truth · other translations

doğrusu even

Bu doğru olsa bile bana söylemek için berbat bir şey.

That's a terrible thing to tell me even if it's true. I know.

Eğer bu doğruysa bile

Even if that's true

Küçük bir çocuk olması daha iyidir, ama bu da, doğru türden bir yetişkin kadar etkili olmaz.

A little child is even better, but not nearly as effective as the right kind of adult.

Click to see more example sentences
doğrusu really

Doğru ya, aslında sen burada değilsin, öyle değil mi?

That's right. Because you're not really here, are you?

Gerçekten mi? Bu doğru değil.

Really That's not really true.

Ama bu gerçekten doğru mu?

But is that really true?

Click to see more example sentences
doğrusu actually

Evet, bu doğru, aslında ne var biliyor musunuz?

Yeah, that is right, actually, but you know what?

Aslında bu tam olarak doğru değil.

Actually, uh that wasn't exactly true.

Ama bu gerçekten doğru olabilir mi?

But could it actually be true?

Click to see more example sentences
doğrusu accurately

Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum, ama elimizdeki en uygun şey bu.

I don't know how accurate that is, but that's the closest thing we've got.

Bazen bu oldukça doğru olabilir.

Sometimes this can be quite accurate.

Bu çok hoş. Ve tamamen doğru.

That's sweet and totally accurate.

Click to see more example sentences
doğrusu honest, honestly

O halde kendine sor ve dürüstçe söyle Benim için doğru adam sen misin?

Then ask yourself and tell me honestly are you the right man for me?

Dürüst ve doğru.

Honest and true.

Doğrusu, bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.

Honestly, I don't think it's a good idea.

Click to see more example sentences
doğrusu frankly

Şu an doğru zaman değil, Frank.

It's not the right time, Frank.

Bu doğru, Frank benim ve burası da benim mekânım.

That's right, I'm Frank and this is my place.

Frank bu doğru mu?

Frank, is it true?

Click to see more example sentences
doğrusu indeed

Doğrusu bu bir onur efendim.

This is indeed an honor, sir.

Bu gerçekten doğru olabilir.

It might indeed be true.

Evet hayatım, çok rahatsız doğrusu.

Yes, my dear, very uncomfortable indeed.

Click to see more example sentences
doğrusu in fact

Doğrusu, muhtemelen sana büyük bir iyilik yaptı

In fact, he probably did you a big favor

Doğrusu, bu bizim hatamız değil.

In fact, that's not our fault.

Doğrusu, bu bir onurdur.

In fact, it's an honor.

Click to see more example sentences
doğrusu precisely

Daha doğrusu, bir Alman askeri gibi.

More precisely, a German soldier.

Ya da, daha doğrusu, Detroit'e.

Or, more precisely, Detroit.

Daha doğrusu kötü bir büyücü.

More precisely, an evil wizard.

Click to see more example sentences
doğrusu in truth

Ben doğru ve adaletle ilgileniyorum.

I'm interested in truth and justice.

Ya da Judy doğruyu söylüyor, o evde birileri daha vardı.

Or Judy's telling the truth and someone else was in that house.

Sinbad ya kitabı çaldı ya da doğru söylüyor ve kitap Tartarus'ta.

Sinbad either stole the Book, or he's telling the truth and it's in Tartarus.

Click to see more example sentences