Turkish-English translations for doruk:

climax · peak · culminating, culmination · zenith · height · pinnacle · other translations

doruk climax

Bu onların doruk noktası.

This is their climax.

Ama burada doruk noktası evlilik ile birlikte geliyor.

But here the climax is along with the marriage.

Eğer bir kadın peşpeşe yedi kez hapşırırsa doruğa ulaşır.

If a woman sneezes seven times in a row, she climaxes.

Click to see more example sentences
doruk peak

Evrimin doruk noktası, tam bir savaş makinesi.

The peak of evolution, the absolute fighting machine.

En yüksek doruğa insanlar Nanga Dalle diyorlar.

The people call the highest peak Nanga Dalle.

Senin çok mutlu bir ilişkin var, benim kariyerim doruk noktasında.

You are in a happy relationship, I'm peaking professionally

Click to see more example sentences
doruk culminating, culmination

Bu bir doruk noktasıydı.

It was a, a culmination.

Bu neyin doruk noktası?

It's a culmination of what?

Ve cinsel deneyim de, sanat gibi, yalnız bir şekilde doruğa çıkamaz.

And the sexual experience, like art, cannot be culminated alone.

doruk zenith

Doruk sekiz ve dokuz.

Zenith eight and nine.

Doruk, Kobra altı altı.

Zenith, Cobra six six.

Doruk sekiz ve dokuz, son rapor olumsuz.

Zenith eight and nine, last report unfav ourable:

doruk height

Uvertür, perdeler, ışıklar İşte bu, ereceğiz doruğa

Overture, curtains, lights This is it, we'I hit the heights

doruk pinnacle

Ok ve yay bir zamanlar silah teknolojisinin doruk noktasıydı.

The bow and arrow once was the pinnacle of weapons technology.