eğitme

Bu adam sihirbaz, komando, veya eğitilmiş bir asker değil, Hz. İsa değil, sadece lanet bir çingene.

This man is a wizard, or command, or trained soldier, he is not Jesus is a damn gypsy.

Joe amca seni iyi eğitmiş.

Uncle joe taught you well.

Atları eğitmek hakkında çok şey biliyorsun, değil mi?

You know a lot about training horses, don't you?

Biri seni iyi eğitmiş.

Someone taught you well.

Yani insanları öldürmek için mi eğitildi?

You mean he's trained to kill people?

O eğitilmiş olabilir, fakat ben bir savaşçı olarak doğdum.

She may have been trained, but I was born a warrior.

Onu eğitmek için buradasın, öldürmek için değil.

You are here to train him, not kill him.

Bu adamlar hareket için eğitildi, oturmak için değil.

These guys are trained to move, not just sit around.

Çünkü senin eğitilmiş maymunun değilim.

Because I'm not your trained monkey.

Bakalım seni ne kadar iyi eğitmiş.

Let's see how well she taught you.