Turkish-English translations for ebedi:

eternity, eternal · everlasting · timeless · perpetual · endless · other translations

ebedi eternity, eternal

Elinde ebedi yaşam büyüsü var, ama gençlik için değil. Gençlik yok.

Because she has the spell for eternal life, but not for youth, not youth.

Ben ebedi bir şey bulmak istiyorum.

I want to find something eternal.

O bir iz sürücü lanetli biri, o ebedi bir mahkum!

He's a stalker, he's doomed, he's an eternal prisoner!

Click to see more example sentences
ebedi everlasting

En sadık yol arkadaşı için ebedi bir ölüm.

Everlasting death for the most faithful companion

Ebedi şöhreti yakalayan Andrea McArdle oldu.

Andrea McArdle went on to everlasting fame.

Ebedi barış, birlik ve tekdüzelik.

Everlasting peace and unity and uniformity.

Click to see more example sentences
ebedi timeless

Ve kırtasiye ebedi bir hediye.

And stationery is a timeless gift.

Kusursuz, ebedi, evrensel bir uzay

Perfect timeless universal space

Koss kaliteli sesin ebedi olduğunu bilir.

Koss knows that good sound is timeless.

Click to see more example sentences
ebedi perpetual

Obsidian diye bir gezegen vardı. Ebedi karanlığın gezegeni.

There was this planet Obsidian the planet of perpetual darkness.

Sansür utancı ebedi kılar, sonrasında da cehaleti büyütür.

Censorship perpetuates shame, which, in turn, fosters ignorance.

Evrensel ve ebedi barışın antlaşması.

Treaty of universal and perpetual peace.

ebedi endless

Çünkü senin hayatın ebedi görünüyor.

Because your life seems endless.

Bu ebedi düşmanlık burada bitiyor.

This endless feud stops here.

Tamamen yaşamdan yoksun ebedi ve sonsuz bir alan.

An eternal endless expanse completely devoid of life.