Turkish-English translations for ekmek:

bread · loaf · loaf of bread · bacon · livelihood · food · planted, plant · farm · strike · other translations

ekmek bread

Kahvaltı için biraz yumurta, süt, ekmek ve kahve getirmiştim.

I brought in some eggs, milk, bread and coffee for breakfast.

Ekmek ve bira yada şarap, hepsi bu.

Bread and wine or beer and that's it.

Daha fazla ekmek mi istiyorsun?

You want more bread? Yeah.

Click to see more example sentences
ekmek loaf

Martha, bir somun ekmek alabilir miyim, lütfen?

Martha, may I please have a loaf of bread?

Bir somun ekmek lütfen.

A loaf of bread, please.

Bununla bir somun ekmek ya da bir şişe yağ alabilirsin.

It can buy you a loaf of bread or a bottle of oil.

Click to see more example sentences
ekmek loaf of bread

Martha, bir somun ekmek alabilir miyim, lütfen?

Martha, may I please have a loaf of bread?

Sadece bir somun ekmek, lütfen.

Just a loaf of bread Please

Bir somun ekmek lütfen.

A loaf of bread, please.

Click to see more example sentences
ekmek bacon

Üç yumurta, kızarmış ekmek ve iki parça bacon ya da sosis.

Three eggs, toast, and two pieces of bacon or sausage,

Şefimizin tam kahvaltısı çok iyidir yumurta, pastırma, sosis, domates, kızarmış ekmek

Our chef does a very good full breakfast, eggs, bacon, sausages, tomato, fried bread

Evet, yağda pişmiş yumurta, salam ve tarçınlı ekmek.

Yes, I want scrambled eggs and bacon and cinnamon toast.

Click to see more example sentences
ekmek livelihood

Bu araba benim ekmek teknem.

This car is my livelihood.

Sammy, burada ekmek paramdan bahsediyoruz tamam mı?

Sammy, this is my livelihood we're talking about, okay?

Bu çiftlik benim ekmek kapım.

This farm is my livelihood.

Click to see more example sentences
ekmek food

Ve yemeğin yanında sadece bir rulo ekmek ve bir bardak çay iç.

And just one roll and a cup of tea with your food.

Bir şey ister misin? Ekmek, süt, gerçek yemek falan?

Do you want anything like bread, milk, actual food?

Sarımsaklı ekmek en sevdiğim yiyecektir.

Garlic bread is my favorite food.

Click to see more example sentences
ekmek planted, plant

Pirinç ekmek yaşlı adamın günlük işi.

Planting rice is the old man's chore.

ekmek farm

Bu çiftlik benim ekmek kapım.

This farm is my livelihood.

ekmek strike

Fırın işçilerinin grevi devam ediyor. Bir hafta ekmek yok.

The bakery workers' strike continues with no bread for a week.