Turkish-English translations for elverişli:

convenient · well · opportune · catching · other translations

elverişli convenient

Yüzden imkansız olan bu çiçeği ilk kurbanı ve henüz çok elverişli Salem sınırlı.

First victim of this pox that is so impossibly and yet so conveniently confined to Salem.

Hangisi beyler, daha önemlidir ve daha elverişli?

Which, gentlemen, is more important and more convenient?

Bu çok elverişli bir durum.

This is convenient for you.

Click to see more example sentences
elverişli well

Bu, durumu daha az elverişli yapar.

Well that makes it much less convenient.

Senin için elverişli olmasına sevindim çünkü o öldü, göt herif.

Well I'm glad it was convenient for you because she's dead, you asshole!

elverişli opportune

O zaman bu mükemmel bir yüzücü olduğumu söylemek için elverişli bir zaman.

Then this is the opportune time to tell you I'm a fantastic swimmer

elverişli catching

Yakalamak için oldukça elverişli bir yer.

Pretty convenient place to catch it.