Turkish-English translations for erkek:

man, manly · male · he · guy · boy · masculine · tom · bloke · jack · virile · fellow · Gent · other translations

erkek man, manly

Bir erkek için yapacak çok şey var. ama diğer şeyler için çok zamanım yok.

There's so much for a man to do that there's no time for, well, other things.

Bu erkek ve bu kadın.

This man and this woman.

Bugün gerçekten yakışıklı bir erkek gibi görünüyorsun.

You're looking like a really handsome man today.

Click to see more example sentences
erkek male

Bu bir yetişkin olmalı muhtemelen beyaz bir erkek, onun için otoriter bir figür olabilir.

This would be an adult, Possibly a white male. He might be an authority Figure to her.

Hayır efendim. Takma adı Buddy olan beyaz bir erkek arıyoruz.

No, sir, we're looking for a white male, nickname Buddy.

İçeride iki ceset var, iki erkek bir kadın.

Three bodies inside. Two male, one female.

Click to see more example sentences
erkek he

Evet ama o bir erkek.

Yes, but he's a man.

Ama o gece bir erkek arkadaşın yapması gereken herşeyi yaptı.

Uh, but that night he did everything that a boyfriend should.

Evet o senin erkek arkadaşın.

Yeah, he's your boyfriend.

Click to see more example sentences
erkek guy

Ama o da benim gibi bir erkek.

But he's just a guy like me.

Şey, bir erkeğe ihtiyacım yok.

Well, I don't need a guy.

Sen erkek ol, ben de kız.

Be the guy, I'll be the girl.

Click to see more example sentences
erkek boy

Küçük bir erkek ve kız çocuğu?

A little boy and a little girl?

O zaman o bir erkek?

Then, is it a boy?

İyi bir kız ol. Ya da erkek. Her neyse.

Honey be a good girl or boy, whatever.

Click to see more example sentences
erkek masculine

O çok akıllı, erkeksi ve de feminal tarafı onu duyarlı ve sezgili yapıyor.

He's so smart and masculine, and yet, his feminine side makes him sensitive and intuitive.

Gri takım, beyaz gömlek, erkeksi ayakkabılar.

Gray suit, white shirt, masculine shoes.

Yani kadınlar sadece sizin erkeksi gücünüzü bekliyor.

So women are just waiting for this masculine force?

Click to see more example sentences
erkek tom

Tom, ve o benim erkek arkadaşım değil.

Tom, and he's not my boyfriend.

Dün gece beni Natalie'nin erkek arkadaşı aradı, ve farklı bir görüntü tarif etti.

Natalie's boyfriend tom called me last night, And he described a very different picture.

Evet, etti ve o Tom seni berbat bir erkek arkadaş yaptı ve berbat bir çalışan ve bütün birikimini harcadı.

Yes, he did, and that Tom made you a horrible boyfriend and a terrible employee and drove you to bankruptcy.

Click to see more example sentences
erkek bloke

O, onun erkek arkadaşı değildi.

That bloke wasn't her boyfriend.

Hayır, İngiliz bir erkek istiyorum.

No, I want the English bloke.

Ve bir erkek.

And a bloke.

Click to see more example sentences
erkek jack

O gerçekten benim erkek arkadaşım değil, gerçekten Jack.

He's not really my boyfriend. Not really, Jack.

Ben ve erkek kardeşim Jack hep senin şarkılarını dinledik.

Me and my brother, Jack we always listened to your songs.

Ve Jack artık yalnızca bir kovboy değil, erkekti de.

'Jack was no longer just a cowboy. He was a man too. '

Click to see more example sentences
erkek virile

Seni hiç bu kadar güçlü ve erkeksi görmemiştim.

I've never seen you so forceful and virile.

Ama yeterince erkeksi değil.

But he's not virile enough.

Özellikle kel ve erkeksi tipi.

Especially the balding, virile type.

Click to see more example sentences
erkek fellow

Erkek kardeşler, kız kardeşler, Protestanlar

Brothers, sisters, fellow Protestants

erkek Gent

Erkekler tuvaleti de tam karşısında.

And the gents', the opposite.