Turkish-English translations for etkili:

effectiveness, effect, effective · influenced · efficient · impressive · powerful · impact · influential · potent · big · operative · important · forceful · moving · commanding · telling · sharp · material · efficacious · touching · penetrative, penetrating · other translations

etkili effectiveness, effect, effective

Küçük bir çocuk olması daha iyidir, ama bu da, doğru türden bir yetişkin kadar etkili olmaz.

A little child is even better, but not nearly as effective as the right kind of adult.

Bir yan etki değil.

It's not a side effect.

Bu ilaç sadece bir kaç saniye için etkili olur.

This drug is only effective for a few moments.

Click to see more example sentences
etkili influenced

Çok yakın ve dul bir arkadaşın var ve negatif etki yayıyor.

You have a close friend who's a widow and she's a negative influence

Ben onun iyi bir etkisi olacağından emin değilim.

I'm not sure he would be a good influence.

Bence bu yeni doktor Kötü bir etki yapıyor.

I think the new physician is a bad influence.

Click to see more example sentences
etkili efficient

Ama bu demek değil ki, çok etkili bir sistem değildi.

But that does not mean it wasn't a super efficient system.

Efendim, operasyon çabuk ve oldukça etkili olacak.

Sir, the operation would be quick and efficient.

Çok etkili değil.

Not very efficient.

Click to see more example sentences
etkili impressive

Eğer bir etki bırakmak istiyorsan, ya da ceset, iki daha iyidir.

If you want to leave an impression or a body, two are better.

Bu aslında oldukça etkili.

That's actually very impressive.

Ona büyük bir etki yaptı.

Made a big impression on him.

Click to see more example sentences
etkili powerful

Bin kat daha fazla etkili bir şey.

Only a thousand times more powerful.

Bomba ne kadar etkili?

How powerful is the bomb?

Çok güçlü, çok etkili ve bu iki kişiyi düşünürsek çok kayıp.

Very powerful, very influential and in the case of these two, very missing.

Click to see more example sentences
etkili impact

Para harcamak ne zamandan beri olumsuz etki oldu?

Since when is spending money a negative impact?

Tamam, işte bu küresel bir etki yaratır.

Ok that's gonna have a global impact

Daha ne istersin? Çok iyi bir etkisi var.

What's more, it has a great impact.

Click to see more example sentences
etkili influential

Çok güçlü, çok etkili ve bu iki kişiyi düşünürsek çok kayıp.

Very powerful, very influential and in the case of these two, very missing.

Ben etkili biriyim ve güçlü dostlarım var.

I'm an influential man, and I have powerful friends.

Sadece asil ve etkili insanlar, Paris'ten, Stockholm'den

Only noble and influential people, in Paris, Stockholm

Click to see more example sentences
etkili potent

Çok güçlü ve etkili bir sıvı morfin solüsyonu var. Küçük bir şişe, damlalığı var.

There's a very strong, very potent solution of liquid morphine and it's a little bottle.

Çok güçlü ve etkili bir sıvı morfin solüsyonu var.

There's a very potent solution of liquid morphine.

Bu etkileri daha önce hissetmiştim ama bu çok daha güçlüydü.

I've felt these effects before, but this was so much more potent.

Click to see more example sentences
etkili big

Bazen büyük bir romantik jest konuşmaktan daha etkilidir.

Sometimes the big romantic gesture is more effective than talking.

Aslında çok büyük bir etki bırakıyor.

Actually, it makes a very big impression.

Büyük bir etkisi vardı.

She had a big effect.

Click to see more example sentences
etkili operative

Efendim, operasyon çabuk ve oldukça etkili olacak.

Sir, the operation would be quick and efficient.

Eski etkili bir kelime.

Old is the operative word.

Şimdi, buradaki etkin söz "istekli".

Now, the operative word is, "willing.

Click to see more example sentences
etkili important

Ancak en önemlisi ve de en etkili hayvan henüz ortaya çıkmadı.

But the most important and influential animals had yet to appear.

Etkili bir kumandan için bu önemlidir.

That's important to an effective commander.

En önemli adım ise beşinci adım: Groucho etkisi.

And the most important step, step five: the Groucho effect.

Click to see more example sentences
etkili forceful

Kadınlar etkili bir güçtür.

Women are a powerful force.

Ve biz onları tamamen yeni bir güç-alanı etkisi yaratmakta kullanacağız.

And we'll use them to create an entirely new force-field effect.

Karanlık, etkili güçler.

Dark, powerful forces.

Click to see more example sentences
etkili moving

Çok etkili bir hamle.

It's a powerful move.

Belli ki çok etkilenmiş.

She was obviously very moved!

Hızlı ve etkili hareket ediyorlar.

They move quickly and efficiently.

Click to see more example sentences
etkili commanding

Etkili bir kumandan için bu önemlidir.

That's important to an effective commander.

Etkili bir komuta artık mümkün değil.

Effective command no longer possible.

Kumandan Bond, Washington bombası etkisiz hale getirildi.

Commander Bond, the Washington bomb has been defused.

etkili telling

Lütfen dramatik etki için bunu senin yaptığını söyle.

Please tell me you did that for dramatic effect.

Sana söyleyeceğim bir şey var ama seni uyarıyorum, bu çok etkili.

I will tell you something, but I warn you, it's powerful.

Ama Bize etkili olarak söylediğiniz bu değil mi?

But that is effectively what you're telling us, right?

etkili sharp

Hayır oldukça etkili biri.

No, he's pretty sharp.

Sert, etkili, dayanıklı ve kısa!

Sharp, efficient, tough, and short!

etkili material

Çok etkili bir radyoaktif izotop oluşturmak için orijinal maddenin atom yapısını değiştirmek gerekir.

Creating a highly reactive radioactive isotope requires altering the atomic structure of the original material.

etkili efficacious

Etkili bir klinik yaklaşım ve odaklanmış sonuç alma.

Taking a clinical approach to efficacy and focused outcomes.

etkili touching

Hey, yaşlı adam onu etkisiz hale getirdi, o bize uğursuzluk getirmeden ona dokunabiliriz.

Hey, now the old man's deactivated him, we can touch him without him jinxing us.

etkili penetrative, penetrating

Cefotaxime safraya daha etkili girer.

Cefotaxime has better biliary penetration.