Turkish-English translations for fıçı:

barreled, barrel · keg · VAT · cask · tub · other translations

fıçı barreled, barrel

Dev Andre'yi sarhoş etmek için bir fıçı bira gerekirmiş. Bazen iki.

It took Andre the Giant a barrel of beer to get drunk, sometimes two.

Bugün benim kalbim o fıçı gibi.

And today, my heart is that barrel.

Ahbap, o sadece bir fıçı!

Dude, it's a barrel!

Click to see more example sentences
fıçı keg

Bir fıçı getirdiklerini gördüm ve evde de bir sürü sandalye var.

I saw them bring a keg and a lot of chairs into the house.

Fıçı bira nerede biliyor musun?

You know where the keg is?

Yan komşum Bayan Flammenbaum sürpriz bir fıçı partisine çağırdı beni.

Mrs. Flammenbaum next door invited me to a surprise keg party.

Click to see more example sentences
fıçı VAT

Pıhtılaştırma fıçıları, birikinti çöker yardımcı soğutma, daha çok birikinti çöker.

Curdling vats, slop sinks auxiliary refrigeration, more slop sinks.

Curry ve kocaman bir fıçı şarap düşünüyorum..

I'm thinking curry and a large vat of wine.

Bu koca fıçı da kim?

Who's the fat vat?

Click to see more example sentences
fıçı cask

Ev mi yoksa bir fıçı şarap mı?

Is she but a house or a cask of wine?

Bu fıçı; atıklar, bozulmuş doku ve organlarla dolu.

This cask is filled with debris,decomposed tissue and organs.

O fıçıları ön tarafa koyun!

Stow those casks forward!

fıçı tub

Haydi ama büyük, çam yarması, fıçı adam!

Come on, big, hefty, tub-of-a-man you!