Turkish-English translations for fakat:

but · but not · just · only · if · yet · though · however · on the contrary · mere, merely · other translations

fakat but

Fakat Bu ben değilim.

But this is not me.

Fakat bu asla olamaz, çünkü gerçek bir erkeğin istediği gerçek bir kadındır.

But that can't happen because a real man, What he wants is a real woman.

Ama ben ben üzgünüm, fakat ben anneyim.

And I'm I'm sorry, but I'm the mom.

Click to see more example sentences
fakat but not

Fakat Bu ben değilim.

But this is not me.

Fakat o değil. Kim?

but he's not. who?

Siz çok iyi bir adamsınız, John Adams, çok ahlaklı bir adamsınız, fakat Paris'e uygun bir adam değilsiniz.

You are a very good man, john adams, a very moral man, But you are not a man for paris.

Click to see more example sentences
fakat just

Fakat sadece ben ve sen varız.

But it's just you and me.

Fakat sadece doğru değildi.

But it just wasn't right.

Fakat lütfen ne olduğunu açıklamama izin ver.

But please let me just explain what happened.

Click to see more example sentences
fakat only

Fakat bir tek ben değilim.

But I'm not the only one.

Evet, fakat sadece tek atış hakkım var.

Yeah, but I've only got one shot left.

Fakat yalnızca iki haftamız var.

But we only have two weeks.

Click to see more example sentences
fakat if

Fakat bu doğru olsaydı Oldukça büyük bir olay olurdu, öyle değil mi?

But if that were true, that would be a pretty big deal, right?

Bu bir iş. Fakat bir patronun yoksa bu bir sayılmaz.

But it's not a job if you don't have a boss.

Fakat eğer biz

But if we're

Click to see more example sentences
fakat yet

Bu doğru fakat ben henüz hazır değilim.

That's true, but I'm just not ready yet.

Fakat henüz hazır değilim.

And I'm not ready yet.

Fakat Linda henüz burada değil.

But Linda isn't here yet.

Click to see more example sentences
fakat though

Fakat o yine de ölü, değil mi?

But he is dead, though, right?

Fakat hala bir salak olduğunu düşünüyorum.

I still think you're an idiot though.

Fakat bir kadın geldi, fakat yanlış daireye gelmiş.

Though some woman came, but she's got the wrong apartment.

Click to see more example sentences
fakat however

Fakat, bu prosedür resmi olarak yürürlülükte değil ve bir süre de olmayacak.

However, this procedure isn't officially available and won't be for some time.

Fakat bu çok büyük miktarda bir para.

However, that is a tremendous amount of money.

Fakat kapsamlı bir soruşturma

However, a full investigation

Click to see more example sentences
fakat on the contrary

Fakat yine de, Lau Xing" "Lord Kelvin ve ben, Lanzhou'yu ele geçirmek için yeni planlar yaptık.

On the contrary, Lau Xing, Lord Kelvin and I have made new arrangements to conquer Lanzhou.

Fakat yine de, Lau Xing

On the contrary, Lau Xing.

fakat mere, merely

Fakat Joseon sadece küçük bir ülke.

But Joseon is merely a small nation.