Turkish-English translations for fakir:

poor · pauper · humble · mean · fakir · beggar · impoverished · broke · poor person · unhappy · small · indigent · poverty · other translations

We also found translations for word fakir in English.

fakir poor

Belki şimdi bir işim var diye artık onun için yeterince fakir değilim.

Maybe now that I have a job, I'm not poor enough for her any more.

Ben fakir bir adamım, efendim.

Sir, I'm a very poor man.

Hasta insanlar, fakir insanlar.

Sick people, poor people.

Click to see more example sentences
fakir pauper

Ve şimdi bir fakir gibi yaşamak istiyorsun.

And, now you want to Iive Iike a pauper.

Hiç yaşlı bir fakir görmedim.

I've never seen an old pauper.

Fakir kalmayı tercih ederim.

I'd rather stay a pauper

Click to see more example sentences
fakir humble

Yarın fakir bir Japon işçi olacaksın ve sıradan bir karın olacak.

Tomorrow you will be a poor Japanese worker, with humble Japanese wife.

Ben, Xu Xian, fakir ve mütevazi asla sizin Susu gibi birini kazanabileceğimi hayal etmezdim.

I am Xu Xian, poor and humble I never dreamt I'd win anyone like your Susu

Umarım çok fakir değildir.

Not too humble, I hope.

Click to see more example sentences
fakir mean

Eğer fakir ne demek?

What do you mean, poor?

Zengin, fakir, büyük, hırsız ne demek bu bi anlamı olmalı

Rich, poor, heaven and etor, thieves. What a mean? Must mean something!

Yani, tanrım, Cassie, sen fakir biri de değilsin.

I mean, Jesus, Cassie, you're not even poor.

fakir fakir

Geçen gün Winston Churchill ona "yarı çıplak Hint fakiri" dedi.

The other day, Winston Churchill called him a half-naked Indian fakir.

Copal Karankanti, Dünyanın yaşayan en büyük Hint fakiri ölmez!

Copal Karankanti, the World's Greatest Living Fakir, cannot die!

Bu çanakta balık çorbası yok Fakir! sana ne söyledim?

This pot is bouillabaisse-less. Fakir! What did I tell you?

fakir beggar

Bir gün içinde zengin ve fakir bir adam dilenci ve şimdi de hırsız oldum!

In one day, I've been a rich man, a poor man, a beggar man, and now a thief!

Bir dilenci kadar fakir, hasta ve pisim.

I am sick, anxious, poor as a beggar.

fakir impoverished

Demek fakir düşmüş bir aristokratsınız.

So, you're an impoverished aristocrat.

Almanya fakir ve mahvolmuş durumdaydı.

Germany was destroyed and impoverished.

fakir broke

Bakın, biz fakiriz.

Look, we're broke.

Siz fakir, o çok zengin.

You're broke, she's very rich.

fakir poor person

Fakir bir insan ve sen de hiç olmadığını söylemiştin.

A poor person and you said there weren't any.

Ben fakir bir insanım.

I am a poor person.

fakir unhappy

Zengin ve mutlu olmak fakir ve mutsuz olmaktan iyidir.

Better to be rich and happy than poor and unhappy.

fakir small

Onlar fakir ve küçük bir klan.

They're a poor, small clan.

fakir indigent

Bu fakir hastalarla eğleniyorum, Dr. Goopta.

I enjoy these indigent patients, Dr. Goopta.

fakir poverty

Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylece yoksulluğu yaşadım.

I was born in a very poor home, a peasant home, so I experienced poverty,