Turkish-English translations for fotoğraf:

photo · picture · photograph · photography · shot · still · image · snap · other translations

fotoğraf photo

Kız kardeşime benziyor, ama bu fotoğrafı daha önce hiç görmedim.

It looks like my sister, but I've never seen that photo before.

Bir fotoğraf ve birkaç çikolata aldım.

I got a photo and some chocolate.

İşte birlikte bir fotoğraf.

That's it, a photo together.

Click to see more example sentences
fotoğraf picture

Bu fotoğrafı daha önce hiç görmedim.

I've never seen that picture before.

Bir de bu fotoğraf var.

This is another picture.

Bu fotoğrafı hiç görmedim.

I never saw this picture.

Click to see more example sentences
fotoğraf photograph

O yaşlı ve burada Sam Hunt adlı bir fotoğrafçının yaşadığını düşünüyor.

He's just very old, and he thinks a photographer named Sam Hunt lives here.

Tanrı aşkına al şu kahrolası fotoğrafları Hector!

For Christ's sake, take the bloody photographs, Hector.

Bu kocaman bir fotoğraf mı?

Is that a giant photograph?

Click to see more example sentences
fotoğraf photography

Sorun değil. Zaten fotoğraf konuşmak için burada değiliz. Değil mi?

That's all right, we're not here to talk about photography, are we?

Zaten fotoğraf konuşmak için burada değiliz.

We're not here to talk about photography.

Dijital fotoğraf tekniği Neslimiz için ne büyük bir nimet.

Digital photography what a boon for the tribe, huh?

Click to see more example sentences
fotoğraf shot

Bu onun kafa fotoğrafı mı?

Is that his head shot?

Bu fotoğraf salı çekildi perşembe mi?

This photo, was it shot Tuesday or Thursday?

Ve en önemlisi; grup fotoğrafı.

And most importantly, the group shot.

Click to see more example sentences
fotoğraf still

O fotoğrafı hala sende mi?

You still got that photo?

Ben de hâlâ fotoğrafların var.

I still have your pictures.

Hâlâ bir sürü fotoğraf var.

Lot of photos still down there.

Click to see more example sentences
fotoğraf image

Peki ya uydu fotoğrafları?

What about satellite images?

Sadece yedi fotoğraf var.

There are only seven images.

Burada üç fotoğraf var.

Here are three images.

Click to see more example sentences
fotoğraf snap

Mekanın sahibi Frank ve Vince'in bu fotoğrafını çekti Vince Bianchi'nin bilinen son fotoğrafı bu.

And the owner snapped this picture of Frank and Vince. The last known photo of Vince Bianchi.

Belki de yanlışlıkla bir lekenin falan fotoğrafını çekmiştir.

Maybe he accidentally snapped a smudge or something.

Kirk fotoğrafını çekmiş.

Kirk snapped pictures.

Click to see more example sentences