Turkish-English translations for göç etmek:

migrate · emigrate · to emigrate · immigrate · other translations

göç etmek migrate

Bitkiler ve hayvanlar, kutuplara doğru göç etmek zorunda kalmışlar.

Plants and animals were forced to migrate towards the poles.

Batıya göç ediyorlar ama şu anda dinleniyorlar.

They're migrating west but now they are resting.

Onları öylesine özlüyor ki göç ettikten bir yıl sonra, tam bir yıl sonra geri döndüğünde yavrularının kemiklerini buluyor.

She misses them so much that when she's migrating back a year later a year later she finds her babies' bones.

Click to see more example sentences
göç etmek emigrate

Küçük bir kız ve yeni doğmuş bir bebekle göç etmek kolay mıdır sence?

You think it's easy to emigrate with a little girl and a newborn baby?

O zaman belki Mark Avustralya'ya göç etmek zorunda kalmaz.

Yes, then maybe Mark wouldn't have to emigrate to Australia.

Dinleyin, eğer Bay Moravec göç etmeseydi kızınız onu daha sık görürdü.

Listen, if Mr Moravec hadn't emigrated your daughter could see him more often.

Click to see more example sentences
göç etmek to emigrate

Küçük bir kız ve yeni doğmuş bir bebekle göç etmek kolay mıdır sence?

You think it's easy to emigrate with a little girl and a newborn baby?

Birleşik Devletler'e beş yıl önce göç etmiş, iki yıl önce de vatandaş olmuş.

She emigrated to the US five years ago. Became a citizen two years ago.

O zaman belki Mark Avustralya'ya göç etmek zorunda kalmaz.

Yes, then maybe Mark wouldn't have to emigrate to Australia.

Click to see more example sentences
göç etmek immigrate

Belki de göçmen bürosunu dahil etmeliyiz.

Uh, maybe we should get Immigration involved?

Babam bir İngiliz komünist idi. Buraya göç etmişti.

My father was a British communist, immigrated here.

Şimdi bu ülkeye göç etmek istiyor kendisi.

Now he wants to immigrate to this country.

Click to see more example sentences