Turkish-English translations for gökyüzü:

sky, skies · the heavens · heaven · air · firmament · ether · azure · other translations

gökyüzü sky, skies

Öyle büyük, o kadar büyük ve boştu ki mavi deniz ve gökyüzü gibi büyük ve boştu.

So big, it was big and empty like that big, empty, blue sea and sky.

Gökyüzü Mavi, Hayvan Vahşi, Rüzgâr Şiddetli, vesaire.

Sky blue, animal fierce, wind violent, etc.

Burada, gökyüzü o kadar tuhaf ki.

Here the sky is so strange.

Click to see more example sentences
gökyüzü the heavens

Kız ona yaklaştı ve gökyüzü açıldı.

She approached him and the heavens opened.

Belki cennet içinde olduğum Yukarıda kürklü gökyüzü ile

Maybe I'm in heaven With the furry skies above

Hayır hayır, gökyüzü basit olmalı.

No, the heavens should be simple.

Click to see more example sentences
gökyüzü heaven

Kız ona yaklaştı ve gökyüzü açıldı.

She approached him and the heavens opened.

Belki cennet içinde olduğum Yukarıda kürklü gökyüzü ile

Maybe I'm in heaven With the furry skies above

Hayır hayır, gökyüzü basit olmalı.

No, the heavens should be simple.

Click to see more example sentences
gökyüzü air

Tepemizde gökyüzü, hava ve her yerde su var.

The blue sky above us. And air, and water everywhere.

Toprak, hava, su, ateş, gökyüzü de ortada.

Earth, air, water, fire, ether in the center.

Uykulu açık bir gökyüzünde, kış

Winter, slumbering in the open air

Click to see more example sentences
gökyüzü firmament

Görünmez, gökyüzünün ötesinde kötü kalpli bir güç gibi.

Invisible, like a malevolent force beyond the firmament.

gökyüzü ether

Toprak, hava, su, ateş, gökyüzü de ortada.

Earth, air, water, fire, ether in the center.

gökyüzü azure

Ermin çiçekler ve ipek yapraklar ve saten yapraklar mavi gökyüzüne doğru parlıyordu.

The ermine fowers and silky leaves and satin leaves dazzled against an azure sky.