Turkish-English translations for görüşme:

meeting · interview · call · negotiating, negotiation · talk · conversation · seeing · discuss, discussion · appointment · contact · conference · hearing · deliberation · bargaining · consultation · other translations

görüşme meeting

O cumartesi günü Los Angeles'a gitti, teğmen. Ve ben de Savunma Bakanı ile bir görüşme yapmaya gittim.

She went down to Los Angeles Saturday, Lieutenant, and I went on for a meeting with the Secretary of Defense.

Bugün sürpriz bir görüşme yaptım.

I had a surprise meeting today.

Bu görüşme yeri neresi?

Where is this meeting place?

Click to see more example sentences
görüşme interview

Görüşme için teşekkürler ve iyi şanslar ve Tanrı sizi korusun.

Well, thanks for the interview and good luck and God bless you.

Bu görüşme, yalnızca bir başlangıç.

This interview is just the beginning.

Bu yalnızca bir görüşme.

It's only an interview.

Click to see more example sentences
görüşme call

Çok önemli bir görüşme, doktor.

It's a very important call, doctor.

İnanın bana, kolay bir görüşme değildi.

Believe me, it wasn't an easy call.

Hayır canım, özel bir görüşme değil.

No, dear, it's not a personal call.

Click to see more example sentences
görüşme negotiating, negotiation

Çok üzgünüm, Wai Lin uzakta çok önemli uluslararası görüşmelere yardım etmeye gitti.

So sorry, Wai Lin is away helping with some very important international negotiations.

Evet, yollar ve hastane sözleşmeleri için görüşmeler yapıyordu.

Yes, she was negotiating contracts for roads and hospitals.

Ve bu bir görüşme de deil.

And this isn't a negotiation.

Click to see more example sentences
görüşme talk

Özel bir görüşme için en uygun yer.

The best place for a private talk.

Bu barış görüşmeleri için bir teklif olabilir.

This may be a request for peace talks.

Barış görüşmeleri için temel, güvenlik önlemleri eğitimi.

Basic training on security measures for the peace talks.

Click to see more example sentences
görüşme conversation

Sen ve ben, oldukça acı verici ve özel bir görüşme yapacağız.

You and I are gonna have a private and very painful conversation.

Bunun özel bir görüşme olduğunu sanıyordum!

I thought this was a private conversation!

Bu sivil bir görüşme değil.

This is not civilian conversation.

Click to see more example sentences
görüşme seeing

Onunla görüşmeye dört ay önce başladım.

I started seeing her four months ago.

Carl, bu sabah benimle görüşmeye geldi.

Carl came to see me this morning.

En azından o İtalyan aygırıyla görüşmeyi kesti.

At least she stopped seeing that Italian stallion.

Click to see more example sentences
görüşme discuss, discussion

Konuyu görüşmek için Leo Morse ile bir görüşme ayarlamak istiyor.

He wants to arrange a meeting with Leo Morse To discuss the matter.

Hayır, çok ciddi bir görüşme yapıyorlar.

No, they're having a very serious discussion.

Bu nasıl bir görüşme?

How is that a discussion?

Click to see more example sentences
görüşme appointment

Ne tür bir görüşme bu?

What kind of an appointment?

'Gerçi, bu tartışmalı bir görüşme.'

'It's controversial appointment, though.'

Midland ile bir görüşme ayarla.

Make an appointment with the Midland.

Click to see more example sentences
görüşme contact

Bir sonraki görüşme ne zaman?

When is the next contact?

Ayrıca, Senatör Michaela Wen ile bir ön görüşme yaptım.

Also, I have made preliminary contact with senator Michaela Wen.

Neden görüşme yok?

Why no contact?

Click to see more example sentences
görüşme conference

Anne ve baba küçük bir görüşme yapacak.

Mommy and Daddy have a little conference.

Lütfen, bu görüşmeye bir şans tanıyın.

Please, give this conference a chance.

Bu görüşmeler sırasında

During these conferences

görüşme hearing

Bu görüşme benimle ilgili değil, Dr. House.

This hearing isn't about me, Dr. House.

Görüşme bir saat sonra.

The hearing's in an hour.

görüşme deliberation

Evet, bütün görüşmeler boyunca.

Yes, for the whole deliberations.

Bütün görüşmeler boyunca mı?

During the whole deliberations?

görüşme bargaining

İnkar, öfke, görüşme, depresyon, kabulleniş.

Denial, anger, bargaining, depression, acceptance.

Temsilcim Tigranes'i"Levantus." adıma görüşme yapmak üzere kabul ediniz.

"Receive now my agent, Tigranes"Levantus." Who bargains in my name.

görüşme consultation

Bu oda senin kişisel görüşme odan olabilirdi.

This could be your personal consulting room.